Özgür Özel ve 91 milletvekili ile beraber kurulan YENİ Parti'nin Genel Merkez binası Ankara'nın Çankaya ilçesinde açıldı. Bunun ardından Özel, YENİ Parti Genel Merkezi'ndeki ilk canlı yayın için ekranların karşısına geçti.
Halk TV'de soruları yanıtlayan Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararına yapılan itiraza ilişkin Yargıtay kararının eylül ayında açıklanmasına ilişkin gelen "CHP'ye dönecek misiniz?" sorusuna net yanıt verdi.
Özel şu ifadeleri kullandı:
"Yargıtay kararından umutluyum. İstinaf Mahkemesinin tedbir kararı olacak iş değil. Bir yandan boşanma davasını göreceksin, bir yandan çiftlerden birine evlenme izni vereceksin. Tedbir kararı kalkıp, butlanla gelen yöneticiler gidince CHP'de birilerinin kongre kararı alması lazım. Seçilmiş birileri tarafından yönetimin devralınması lazım. Bu darbe ürününe CHP teslim edilemez. Bizim aklımız geride kalmadı. Ben dönmem o partiye. Yeni Parti yeni yoluyla devam edecek"
Özel'in aktardıklarından öne çıkanlar şu şekilde:
"BİR DİP DALGA OLDUĞU KESİN"
Özel, "CHP'ye seçimle bir yönetim gelse ortaklık, ittifak kurar mısınız" sorusu üzerine, "Her şey olur. CHP'nin seçimle gelen bir yönetimi olur. Usulüne uygun seçimle gelen herkes baştacı" ifadesini kullandı.
Özel, Muharrem İnce'nin açıklamasının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"İlk duydum, alındım. Parti kurmamızın eleştirilmesi çok normal. Muharrem Bey'in kendi açıklaması var: 'Memleketi kapatmayalım, butlan gelirse oraya geçeriz' demişti bana. Muharrem İnce birçok zorlu süreç yaşadı. Buraya gelmeden 20 dakika önce bana mesaj atmış. Demiş ki, 'Vurgum helal parayla Memleket Partisi'ni kurduğuma ve orada yaşadığım zorluklara ilişkindi. Size yönelik bir şey yok' diye nazik bir mesaj atmış. CHP'de kalmak kendi tercihi. Bizim iktidar hedefimiz var, iktidarla mücadele etmek ve iktidar olmaya çalışmamız lazım. Yargı eliyle parti karıştırılmışken, bir başka meşguliyete, tartışmaya gerek yok. Ben önüme bakarım. Eski dosttan düşman olmaz diye bakarım ben."
"Bir dip dalga olduğu kesin. Boratav Hoca, 'Bu ülkede sosyal patlamalar sandıkta olur' der. Bir kez bugün yaşananın, anketlerde görülenin, hissedilenin çok ötesinde bir sonuç alacağını görüyorum. Vatandaş sandık sabrı gösteriyor. Bu Anadolu'ya ve Trakya'ya has bir şeydir. Duruyor ve sandıkta patlıyor. Ekonomik sıkıntılar, işsizlik, hor görülme... AK Parti'nin geçmişte çok güçlü olduğu yerlerde gösterilen ilgi çok daha dikkat çekici boyuta ulaşıyor. Hiç olmadığınız şehirlerde böyle şeyler. Kale siyaseti bitti. Geçen gün yolda biri durdurdu, 50 yıllık MHP'liyim size oy vereceğim, AK Parti'nin kurucusuyum, size oy vereceğim diyorlar. Millet, çoklu krizlerin içinde çoklu duygu şokları yaşıyor ve buna karşı YENİ Parti'ye gösterilen ilginin şahsıma gösterilen bir teveccühten öte, yeniye, mücadele azmine gösterildiğini düşünüyorum. Bir parti yok ki kurulduğu gün ana muhalefet olsun, kurulduğu gün anketlerde birinci parti olsun. Uğradığımız haksızlığın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor bunlar."
"ANAYASA BAŞKA BİR ŞEY"
Özel, çerçeve yasaya ve çerçeve yasanın ardından bir anayasa değişikliği olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine ise şunları kaydetti:
"Çerçeve yasanın seçmen tercihlerine doğrudan ve radikal bir etki yapmadığı görülüyor ama biraz erken. Belirleyici bir farklılık gözükmüyor ama eylüle ve ekime bakmak gerekiyor. Aç tavuk kendini darı ambarında sanmasın, öyle bir şey de biz yokuz. Anayasa başka bir şey, silahlar sussun başka bir şey. Komisyona girerken biz de bütün partiler de ayrı ayrı açıklamıştı, 'Bu komisyon bir anayasa değişikliği üretmeyecek' diye. Bize gelip resmen bildirilmeyen hiçbir şey üzerine pozisyon ifade etmeyi doğru bulmam. Ne zaman olursa olsun bir anayasa değişikliği yapacaksanız, mevcut anayasaya uymanız lazım. Mevcut anayasaya uymuyor, bir sonraki anayasaya uyacağının garantisi nerede. Anaların gözyaşı dinsin diye, bu memleket kalkınmak için bütçesini doğru yere harcasın diye bir çözüm umuduna bir barış umuduna verilmiş bir oydur onlar."
"MİLLETİN GÖNLÜNDE VE ZİHNİNDE BERAAT EDECEĞİZ"
Özel, "17-18 aydır Silivri'de tutuklu olan biri var. Onu savunan avukatı tutuklu. Eşinin iki kardeşi tutukluydu, en yakın arkadaşları tutuklu, özel kalemi, koruması tutuklu. Mal varlığına el konulmuş. 10 ay boyunca gece gündüz yalanlar... İlk günden beri canlı yayın talebini dile getiriyorum. Hala canlı yayınlansın istiyoruz. Her sorunuza canlı yayında cevap verelim istiyoruz. Milletin gönlünde, milletin zihninde beraat edeceğiz. Savcılarınızı sorularına milletin gözünün içine baka baka cevap vereceğiz ve milletin gönlünde beraat edeceğiz. Eninde sonunda hangi mahkemeye kadar giderse gitsin bu işin sonu beraattir. Böyle bir sisteme güvenilemez. Mutlaka Aziz İhsan Aktaş kararı da bozulacak. Suç örgütü lideri dedikleri kişiyle savcılık makamı arasında geçmişte ve kanunda yazmayan bir mutabakat var, çok net" ifadesini kullandı.
"300'E YAKIN BELEDİYE BAŞKANI YENİ PARTİYE GEÇTİ"
Büyükşehir Belediye Başkanlarımızın butlana karşı koydukları irade ortada. Doğrudan Adalet Bakanı'nın da kendisinin de dahil olduğu yerlerde belediye başkanlarımıza AK Parti'ye geçme daveti yapılıyor. YENİ Parti kurulurken daha, belediye başkanlarına gelin diyemeyiz, çünkü belediye meclisindeki denge önemli. Bu yüzden belediye başkanlarına bize gelin demedim. 300'e yakın belediye başkanı YENİ Parti'ye geçti. Kendi kararıyla kalan kimseye bir şey demeyiz. Tereddüt eden arkadaşlar var, belediye meclis toplantısını bekleyeyim diyenler var.
"BENİM GÖREVİM DOĞRU ADAYI BELİRLEMEK"
Siyaset, sözle yapılır. Ben CHP'deyken kesin karar vermiştim. Benim görevim doğru adayı belirlemek demiştim. Halen daha da en doğru adayı belirleme noktasındayım. İş seçim kazanmak. Seçim kazanmak için sorumluluk almak da kıymetli bir iştir, fedakarlık etmek de kıymetli bir iştir. Biz bu beş yılı niye yaşıyoruz. Fedakarlık etmek ve görevinin gereğini yapmak yerine kazanmayacağın bir seçime sorumluluk almaya kalkanlar yüzünden yaşıyoruz. O gün Mansur Bey aday olsaydı cumhurbaşkanıydı, Ekrem Bey aday olsaydı cumhurbaşkanıydı. Memleket bu halde değildi. Benim hedefim, 31 Mart akşamı olduğu gibi teyzemin parasıyla edindiğimiz otobüsü parti önüne çekip toplananlara, 'Bu seçimi cumhurbaşkanı adayımız kazandı ama esas millet kazandı. Bu seçimin galibi YENİ Parti değil, Türkiye'dir. Yarından itibaren ötekisi olmayan bir Türkiye'yi kuruyoruz' demektir.
"HAKKIM HELAL DEĞİLDİR"
Vatandaşın gönlünde büyürsen büyürsün. Aydın'ı Afyon'u AK Parti almış mı oldu. Milletin duygusunu okumak siyasetçinin birinci görevi. Bu iş bir kişisel ahlak meselesi. Yerel seçimlerde ittifak için İYİ Parti'ye gittik. İYİ Parti'yle ittifak yapmak istedik. Dedim ki, 'İki üç firmayla anlaşalım, gücümüz nispetinde maliyeti paylaşalım, kim öndeyse belediye başkan adayı o partiden olsun, belediye meclisini de oy oranlarımız oranında adil bölüşelim' diye önerdim. Bu öneri GİK'ten geçmedi. Adil bir ittifak kimseyi rencide de etmez, ileride mahcup da etmez. Adil olmayan, işte 20'şer milletvekili verelim siz de bizim Cumhurbaşkanı adaylığımızı destekleyelim dediğinizde başka bir şey ortaya çıkıyor. Partisinin ittifak kurma kapasitesiyle aday gösterilmiş insanlara çok haksız saldırılar oluyor.
AK Parti'ye geçenler kul hakkı yediler, yanlış işler yaptılar. Yaptıkları paylaşımı yoruma kapatıyorlar. Allah hiçbir siyasetçiyi onların düştüğü duruma düşürmesin. Örgütümüzün hakkını yediler. İnsan içine çıkamayacak duruma geldiler şehirlerinde. Kimi tehdide teslim oldu. Bu partinin onca yıllık emeğini AK Parti'ye satana hakkım helal değildir.
"BİZİ BUNLARDAN KURTARIN"
Menderes'te ve Etimesgut'ta yaşananlar butlan yönetimine suçüstü halidir. Bizim dönemimizde kazanılmış iki ilçeden bir tanesini AK Parti'ye verip diğerini butlanda tutmaya çalışan bir anlayış. İçimden geçenleri söylesem yeni polemikler başlar. Ben onları geride bıraktım. O köhne siyaseti, o ilkesiz siyaseti geride bıraktım, ondan bir şey söylemiyorum.
Bizim programımızdaki birincil mesele, sanayide yeni bir kalkınma hamlesi. Tabii bunun dört önemli değişimi yönetmesi gerekiyor. Nitelikli istihdam dönüşümü sağlamak gerekiyor. Mor dönüşüm, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümü nasıl yapacağımızı programımızda yazdık. DPT'nin olmaması meselesi, iş dünyası ve muhalif siyasetçilerin bir konsensüsü noktasında. En çok duyduğum laf, 'Bizi bunlardan kurtar, artık bizi kurtarın'. Sokakta bu laf var.