Türkiye’nin gündemi ‘Yaş 75 yolun yarısı’
Usta gazeteci Ertuğrul Akbay'ın kitabı 'Yaş 75 Yolun Yarısı' bugün Güneri Cıvaoğlu ve Ruhat Mengi'nin köşesindeydi.
Usta gazeteci Ertuğrul Akbay'ın çok yakında 50 binlik 4'üncü baskısını yapacak olan kitabı 'Yaş 75 yolun yarısı' Türkiye'nin gündeminden düşmüyor.

Daha önce Yılmaz Özdil gibi birçok yazarın köşesini ayırdığı kitap bugün de Vatan Gazetesi yazarı Ruhat Mengi ve Milliyet Gazetesi yazarı Güneri Cıvaoğlu'nun köşesindeydi.

'Hep genç kalmak mümkün mü?' başlıklı yazısında mesleğine Ertuğrul Akbay'ın 'Gölge Adam' adlı gazetesinde başlayan Ruhat Mengi, Ertuğrul Akbay'ı şöyle anlatıyor.

Ruhat Mengi'nin bugünkü yazısı: Hep genç kalmak mümkün mü?

Cevabın çoğunuz tarafından “tabii ki hayır” olarak verileceğini biliyorum ama doğru değil.. Bazı insanlar 30 yaşında yaşlandığını düşünerek moralini bozarken, güçlü irade ve morale sahip birçoklarının 80’inde bile aynı neşeyi, sağlığı dinamizmi koruyabildiğini görmüyor muyuz?

Tam 26 yıl önce rastladığım bir “muhabir aranıyor” ilanına müracaat ederek gazeteciliğe başladığım Gölge Adam’daki günleri hatırladığımda Genel Yayın Yönetmenimiz Ertuğrul Akbay’ın tümüyle “gazeteciliğe adanmışlığı”, sıra dışı röportajları ve devamlı çalışması dışında aklıma gelen ilk şey açık duran oda kapısından gördüğüm meyve suyu sıkan makinalar ve onun büyük bardaklarda sık sık taze meyve suyu içmesi olmuştur. Her zaman bakımlı, görünüşüne ve sağlığına son derece meraklı, sportmen, dinamik biriydi ve hiç değişmedi.. Daha sonra TRT’de televizyonculuğa başlayıp SABAH gazetesine geçtiğimde de, ondan sonraki yıllarda da ne zaman yolum Alkent Spor Merkezi’ne düşse ilk patronum Ertuğrul Bey’i hep sıkı şekilde en ağır sporları yaparken görmüşümdür, hiç bıkmadan usanmadan, müthiş bir enerjiyle..

Ve hâlâ onu görenler gerçekten de yıllar içinde hiç değişmediğini, aynı görüntüyü ve sağlığını koruyabildiğini düşünürler.

Hint Fakirleri’nin 21 şartı!
Ertuğrul Akbay “Yaş 75 Yolun Yarısı” isimli yeni çıkan kitabında bu başarıyı sadece yediği, içtiğine ve spora değil, bunun yanında yaşamın her alanına uygulanacak “özel bir düşünce sistemi ve tekniğe” borçlu olduğunu anlatıyor. Uzun süre aralarında bulunduğu Hint Fakirleri’nden öğrendikleri inanılmayacak kadar ilginç.

İnsanların 5 duyusuna nasıl hakim olabileceğini öğrenmek için gittiği Hindistan’da “Aşram” denilen bir merkezde bulunan Hint Fakirleri’nin aralarına girmek için istedikleri 21 şart bile “sağlıklı bir beyin ve vücut” için yeterli.. “Her yerde, her zaman irade gücünü kullanabilmeyi” sağlayan bu şartlar:

“Ne pahasına olursa olsun yalan konuşulmayacak, her konuda gerçekler söylenecek.. Hiçbir konuda şiddet gösterilmeyecek.. Hiçbir konuda aşırıya kaçılmayacak.. Açgözlü, bencil olunmayacak.. Alçak gönüllü olunacak.. Hiçbir zaman hiçbir konuda akla kötü düşünce getirilmeyecek.. Hisler kontrol altında tutulacak, irade hep üstün gelecek” maddeleriyle başlıyor. Türkiye’de siyasetçilerden başlayarak Aşram’a mı gidilmeli acaba diye düşündüm okurken. Akbay onların aralarına kabul ettikleri ilk gazeteci olmuş.

Çocukların boyunu uzatın!
Vücuttaki “çakra noktaları” ve onların sağlık ve iyilik için nasıl kullanılabileceğinden, kolayca yapabileceğiniz basit ama gençlik, enerji, sağlık sağlayan hareketlere, doğru besinlerden “çocuklarınızın boyunu uzatmak için ne yapmanız gerektiğine” kadar akla gelmeyen çok değerli bilgiler var. Özellikle Ertuğrul Akbay’ın “50 yaşından sonra kendi boyunu 10-12 santim uzattığını” ve arkadaşının oğlu Selim’in “onun önerilerine uyarak” 3 yılda boyunu 1.60’tan 1.86’ya nasıl uzattığını anlatan bölümü birçok ailenin dikkatle okuyacağına ve yararlanacağına hiç şüphe yok.

“Yaş 75 Yolun Yarısı” kitabını alın, keyifle okuyup bitirecek ve zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Benim de hissettiğim gibi “sağlık kurallarına uymadan yaşadığınız” duygusuna kapılırsanız da hiç şaşırmayın, zararın neresinden dönsek kârdır!

NOT: Bu yazıyı yazdıktan sonra Paşabahçe mağazasında Ertuğrul Akbay’la karşılaştık. Kısa sohbetimizin bitiminde ayrılırken ona ‘Kesinlikle Gölge Adam döneminde olduğunuzdan daha uzun görünüyorsunuz’ dedim. Kahkahalarla güldü.. Oysa espri değildi, gerçeği söylemekteydim, kendi boyunu 10 santimden fazla uzattığına inanın!

Güneri Cıvaoğlu'nun bugünkü yazısı: “Olmazı olur yapan” gazeteci...

Bir söz vardır:  “Olmaz deme, olmaz olmaz...”
Ertuğrul Akbay “olmazı olur” yapan gazeteciydi.
Onun gazetecilik dilinde “imkânsız” kelimesinin karşılığı yoktu.
Örnek...
Önce Hürriyet, sonra Günaydın’da milyon tirajlara imza atan meslek büyüğümüz dostum Necati Zincirkıran’dan dinlediğim bir anı:
Büyük tiraj beklenen bir hamleye hazırlığın en yoğun çalışma saatleridir.
Ertuğrul Akbay, Necati Abi’ye gelir ve “Amerika’da seçim var, iyi haberler çıkarabilirim, gideyim mi” diye sorar.
Necati Abi’nin başını kaşıyacak zamanı yoktur.
Önündeki projeye odaklıdır, ses çıkarmaz.
Ertuğrul soruyu tekrarlar.
Bir iki kez daha...
Necati Abi başından savmak için “Öyle görünüyor ki şimdiki başkan bir daha seçilecek. Git başkanla Günaydın için özel röportaj yap” der.
Ertuğrul gider.
Bir süre sesi sedası çıkmaz.
Sonra...
Ansızın çıkagelir.
“Başkanla özel söyleşiyi yaptığını” söyler.
Masanın üzerine fotoğrafları ve yazıyı koyar.
Necati Abi şaşırır.
Çünkü Ertuğrul’a ne söylediğini unutmuştur bile.
Röportaj, Ertuğrul Akbay imzasıyla manşette yer alır.
Okkalı da bir prim yazılır. (Hürriyet ve Günaydın’ın başarılarında bu teşvik
primleri geleneği vardır.)
Gazeteciler liderlerle fotoğraf çektirirler.
Ama...
Bunun adı bizim mahallede “kareye kafa uzatmaktır.”
Çoğu kez “Muhabirimiz falancayla konuştu” resim altıyla o bir anlık “kareye kafa uzatma” fotoğrafları yayımlanır. Yanına da sade suya tirit birkaç laf yazılır.
Ertuğrul Akbay’ınki öyle değil.
Tümüyle Günaydın’a özel bir röportaj.
YAŞ 75
GÜNAYDIN’da “röportajlar tiraj unsuruydu.”
Yazı dizileri, röportajlar ses getirmeli, tiraja sıçrama yaptırmalıydı.
Ertuğrul Akbay da röportajlarıyla bu “Haldun Simavi” prensibinin gereğini yerine getiren gazeteciydi.
Haldun Bey onu severdi.
Öyle ki...
Günaydın’ı Asil Nadir’e satıp gazete patronluğuna noktayı koyarken, Ertuğrul’a koskoca rotatifi ve yüz binlerce satan mizah dergilerini hediye etmişti.

“YAŞ 75 YOLUN YARISI” adıyla yayımladığı kitabı işte bu sürecin meyvesi.
Aslında gazetecilik yıllarından birikimleriyle de harmanlanan bir kitap bu.
Gene bir “uzun röportaj” tadında...
Örneğin...
Günaydın yıllarında Kafkaslara gitmişti.
Kafkas ülkesi insanları dünyanın en uzun yaşayanlarıdır.
“Uzun yaşamın sırlarını” hepsi 100 yaşını aşmış ninelerle, dedelerle konuşarak ilgiyle okunan bir röportaj yapmıştı.
Ne yerler, ne içerler günün hangi saatlerinde!..
Hangi saatlerde ve hangi sıklıkta seks yaparlar, hangi saatlerde uyurlar.
“Hareketli yaşamın” uzun yaşama katkısı.
“Uzun yaşamda çayın rolü!..”
Çay nasıl demlenmeli?
Baharatın katkıları...
Hangi baharatlar?
Ve daha bir dizi öneri.
.........................
Günaydın yıllarından bir röportaj daha...
Hindistan’ın dünyaca ünlü bir fakirinin köyüne (yerleşkesine) gider.
Orada aylarca kalır.
5 duyuya egemen olmayı, çakraları açmayı, enerjisini yükseltmeyi, yoga ritüelini, odaklanmayı ve daha bir dizi nefis terbiyesi yöntemini öğrenir ve onları yaşar.
Öyle ki...
Bir kâse çorbayı -eğer o anda canı ızgara balık çekmişse- “odaklanma” yapıp ızgara balık lezzeti alarak içebilir.
İradesini keskinleştirmiştir.
Ve bunları Günaydın’da yayımlayarak gazeteye tiraj kazandırmanın ötesinde, yaşamının geri kalan yıllarında da sürdürür.
75 yaşına geldiğinde kendini zihnen, bedenen ve seks gücüyle 30’lu yaşlar performansında tutar.
..........................
Yazının başındaki “olmazı olur yapar” söylemini hatırlatayım.
Kafkas ve Hint fakiri öğretilerinin yanı sıra yoğun ve bilinçli sporla bugünlere gelmiştir.
“Olmaz” demeyin “olur, olur” diyorum ve Ertuğrul’un 60’lı yaşlardan sonra zaten uzun olan boyunu daha da uzattığını belirterek, yazıya noktayı koyuyorum.
Kısa cümleler, anlaşılır net ifadeyle “kendiyle röportaj” tarzında bu güzel kitabı öneririm.
comments powered by Disqus
Web Görünümüne Geç

Copyright © 2013 Sözcü