Avrupa’da “İslâm adına” yapılan terör, aslında Müslümanları vuruyor!
Tüm Batı ülkeleri “İslâm” adını duyunca korkar hale geldi.
Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanları bundan sonra daha zor günler bekliyor.
Meydana gelen korkunç terör olaylarından bir süre önce Londra’ya, daha sonra da Paris’e gitmiştim. Çeşitli vesilelerle Türk ve Müslüman olduğumu söylediğim vakit bana sanki bir teröristmişim gibi tuhaf tuhaf baktıklarını görünce çok üzüldüm.
* * * *
Ne yazık ki Batı ülkelerinde imajımız son derece kötü... Ve bunun sebebi bir takım akılsız insanların İslam adına yarattıkları terör!
Avrupa ülkelerinde ırkçılık Müslüman ve Türk düşmanlığı şeklinde her geçen gün daha da ileri boyutlara ulaşıyor.
Yaratılan olumsuz havaya bakarak kesinlikle söyleyebilirim:
Türkiye hiçbir zaman Avrupa Birliği’ne kabul edilmeyecek!
Bunun en önemli sebeplerinden biri Türk halkının Müslüman olmasıdır!
* * * *
Birçok radikal ve fanatik Avrupalı “Avrupa Birliği Hristiyan kulübüdür. Müslüman bir ülkenin Hristiyanlar arasında ne işi var?” diyor.
Avrupa ülkelerinin en demokratı olanı İngiltere’de bile din nedeniyle yabancı düşmanlığının ilerlediği görülüyor.
Paris’te Charlie Hebdo mizah dergisini basıp katliam yapanlar aslında “İslam adına İslâm’ı vurdular!”
Terörün dini olmaz!
Sebebi ve amacı ne olursa olsun, terör insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur!
“Firavun dini!”
Türkiye’de iktidar, kendine göre bir din yarattı.
Bu hazretler “Müslümanız” diyorlar ama Prof. Yaşar Nuri Öztürk böyle düşünmüyor.
Yaşar Nuri Hoca’ya göre:
“Firavunlar dönemindeki Mısır dinsiz değildi. Tam tersine din, yönetimde birinci derecede rol oynuyordu. Firavun da dinsiz değildi. Musa’nın dinine karşı koyduğu ve savunduğu bir din vardı...
Kur’an bu dinin adını, Yusuf Suresi’nin 76’ncı ayetinde deşifre etmiştir:
“Dinü’l-melik” Yani kralın, sultanın dini!
* * * *
Bütün firavun egemenler, ya yeni bir “sultan dini” oluştururlar, yahut da mevcut dini tahrif ederek (bozarak) bu dinden aldıkları destekle bir “saltanat dini” yaratırlar.
Tek Tanrılı dinlerin coğrafyalarında firavunlar zamanından beri yapılan bu ikincisidir.
Günümüz Türkiye’sinde yapılan da bu ikincisidir!”
Yaşar Nuri Hoca’nın bu ifadelerinden, günümüzdeki egemenlerin İslâm dinini kullanarak firavunların dinine benzeyen bir “saltanat dini” yarattıkları anlaşılıyor.
Kar lâstiği zorunlu olmalı
İstanbul’da karlı hava gitti sayılır... Fakat Türkiye’nin birçok ilinde kar etkisini sürdürüyor.
Yurdun büyük bir bölümü karlar altında...
Kışın daha ortasında sayılırız. Karlı hava İstanbul’a yeniden gelebilir.
Birkaç gün süren kar, bir gerçeği yeniden yüzümüze vurdu.
Kar lâstikleri kullanmayan araçlar kaza yaptı, yollarda kaldı, trafik tıkandı, halk perişan oldu.
Zaten kötü olan İstanbul trafiği tamamen felç haline geldi, insanlar saatlerce işlerine ya da evlerine gidemedi.
* * * *
Ticari araçların kar lâstiği kullanma mecburiyetleri var. Ancak, özel araçlar için böyle bir zorunluluk yok. Neden?
Özel araçlardakiler can değil mi?
Yolda kalıp trafiği felç eden araçlar, yaz lâstikleriyle karlı yollara çıkan otomobiller. Bunlar hem kendilerine, hem de başka araçlara büyük zararlar verdiler.
Kış aylarında kar lâstiği kullanmak “zorunluluk” haline getirilmeli. Yoksa, her kar yağışında aynı kaza sahneleriyle karşı karşıya kalırız, insanlarımıza yazık olur!
Tebessüm
Dört dil bilen adam!
Eyüp Karadayı’dan bir fıkra...
Temel ile Dursun, Sultanahmet Meydanı’nda gezinirken yabancı bir turist gelip kendilerine İngilizce olarak bir adres sorar. Anlamazlar.
Turist bu defa sorusunu Almanca tekrar eder. Sonra Fransızca ve İtalyanca sorar ama bizimkiler anlamaz.
Temel canı sıkılmış halde “Ula Dursun... Bi yabancı dil öğrenemeduk gitti...” diye söylenir.
Dursun “Ula neye yarayacak ki?” der “Baksana, adam dört dil biliy, yine de derdini anlatamayi...”
Günün Sözü
İnsanoğlu, körü körüne inanmaya meraklıdır!