Memurlara 2015 yılının ilk altı ayı için yüzde 3 zam yapıldı. İkinci altı ayda yüzde 3 daha yapılacak.
O müthiş (!) maaş zammı, gazetelerde “Sadaka gibi zam” diye küçücük haber olarak
yer aldı.
Çünkü bu iktidardan, daha fazla bir zam beklenmiyordu.
AKP iktidarı, nalıncı keseri gibi, her şeyi kendi yandaşlarına doğru yontar!
Mesela Meclis’teki parlamenterler!?

* * * *

AKP milletvekilleri, 20 bin lira civarında aylık gelirleri olduğu halde “Geçinemiyoruz” diye feryat edip durur. Bu koroya CHP ve MHP milletvekilleri de katılınca, vekil maaşlarını artırmak için hemen yeni bir yasa tasarısı hazırlarlar.
Meclis’te şimdi böyle bir tasarı var...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, kamuoyunun tepkisinden çekinen parlamenter arkadaşlarını cesaretlendirmek için söylediği sözler, siyasi literatüre girecek kadar ilginç. Hazret:
“Ne var canım? Üç gün konuşulur, dördüncü gün biter!” diyor.
Aslında gerçekçi bir söz... Bülent Arınç haklıdır. Benim güzel yurdumun insanları böyledir. Birkaç gün söylenirler, sonra her şeyi unuturlar
Balık hafızalı bir toplumumuz var!

* * * *

Peki, ne istiyor bizim muhterem milletvekillerimiz?
* Maaşlarına zam (halen ellerine ayda yaklaşık 20 bin lira geçiyor.)
* Ailelerine ömür boyu kırmızı pasaport. (Kendilerinin zaten var.)
* Her milletvekiline harçsız beleş silah.
* Milletvekillerine trafik kurallarını çiğneme özgürlüğü. (Bir milletvekili trafikte bin bir hata yapsa bile ceza kesilmeyecek. Kırmızı ışıkta geçecekler, alkol alıp kafayı bulsalar bile araç kullanabilecekler.)
* Her milletvekiline birer yazlık villa sağlanacak.
...Ve daha birçok avantaj!

* * * *

Tüm bunlar olurken devletin bütçesi yeterli değil diye memurlara yüzde 3+3 zam!
Milletin vekili dediğin böyle olur! Milletinden çok kendini düşünür!
Siz adaletinizle bin yaşayın e mi?
Peki, kamuoyunda buna tepki olmayacak mı?
Canım, ne önemi var bunun? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç söylüyor işte:
“Üç gün konuşulur, dördüncü gün unutulur.”
Tüm bunlara rağmen, seçimlerde oyların AKP’ye gitmesi ilginçtir. “Deveye diken”
hikâyesi gibi!

Ülkede adalet var mı?

Saygı Öztürk’ün önceki gün SÖZCÜ’de manşet olan haberi müthişti.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç “Üyelerimize baskı yapılıyor!” diyordu.
Savcılar, Başkent’te büyük yankı uyandıran bu sözleri ihbar kabul edip, soruşturma açarlar mı bilmem... Fakat bu sözlerin, Türkiye’nin acı bir gerçeğini yansıttığı kesin!
Hukuk ve yargı sistemini yerle bir eden iktidar partisinin ülkemizi getirdiği nokta bu!
En yüce yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’ne bile baskı yapılıyorsa, yargımızın durumunu siz düşünün artık!

* * * *

Skandal niteliğindeki durum, Meclis gündemine taşındı.
Bu baskının, yakında “Seçim Barajı” için çok önemli bir karar verecek olan Anayasa Mahkemesi’ne kimler tarafından yapıldığını soran CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray:
“Alınacak kararlarla ilgili baskılardan bıkan yüksek mahkemenin gündemi duyurmama kararı alacak seviyeye gelmesi ülkemiz ve Türk yargı sistemi adına yüz kızartıcı bir durumdur” ifadesini kullandı.
“Bu açıklamalar yargı sisteminin tümden baskı altında olduğu şüphesini artırıyor!” diyen Aytun Çıray, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a diğer mahkemelerdeki durumu sordu.

* * * *

Bütün bunlara ne desin Bakan Bekir Bey?
Ne diyebilir ki zaten?
Türk yargı sisteminin güven kaybederek bu hale gelmesindeki başlıca sorumlulardan biri de kendisi değil mi?

Te­bes­süm

Ünlü yıldızın fiyatı!
Yüksel Yılmaz’dan bir fıkra:
Sosyete dergisinde muhabir olan Temel, yılbaşı gecesi ünlü bir dizi film yıldızına sormuş:
“Bir milyon liraya bir erkekle yatar mısınız?”
Güzel yıldız “Neden olmasın?” demiş.
“Peki, ya bin liraya?”
Ünlü artist fena halde öfkelenmiş:
“Siz beni ne zannediyorsunuz?”
Temel sakin bir şekilde cevap vermiş:
“Sizin ne olduğunuzu öğrendik de, şimdi iş pazarlığa kaldı!”

Gü­nün Sö­zü

Hayatta tek gerçek hazine zamandır, boşa harcama!