Sevgili okuyucularım, verilen bilgilere göre cemaat dünyanın 160 ülkesinde okullar açmış. O ülkelerden bazılarının haritada yerini bile bilmeyiz.
Bu okullardan herhangi birini görmüş değilim. Ne yaparlar, kimleri nasıl okuturlar, parayı nereden bulurlar, doğrusunu isterseniz bilmiyorum.
Bildiğim tek şey var:
AKP iktidarı, cemaatle papaz olana kadar bu okullara en büyük desteği verirdi.
Tayyip son Etiyopya gezisinde yine esti gürledi ve o ülkelerin yöneticilerine açıktan bastırdı:
“Bu okulları kapatın. Gittiğimiz her ülkede devlet yetkililerine buraların kapatılması gerektiğini anlatıyoruz. Bunların verdiği hizmeti biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak veririz.”
Ahmet İsviçre’de iki gün önce konuştu:
“Bu okullar kara propaganda merkezi gibi çalışıyor. Çünkü maalesef okullar eğitim faaliyetlerinden daha çok ülkemizi karalamaya yönelik hareketlere ağırlık veriyor dünyanın her yerinde. Türkiye ile ilgili ne kadar karalama kampanyası varsa içinde yer alıyorlar. Veya böyle haberleri oluşturup yayıyorlar...”
Bunların şimdi söylediğine göre cemaat okulları tam bir ihanet şebekesi!
* * * *
Adına cemaat denilen bu yapıyı AKP hükümetleri yıllarca destekledi, arkasında durdu ve onlara her türlü maddi ve manevi yardım sağladı.
Cemaati devlet katmanlarına özellikle soktu.
Cemaat, başta emniyet, yargı ve eğitim olmak üzere her yere iktidar tarafından yerleştirildi...
Ve böylece her alanda AKP’nin tetikçiliğini ve taşeronluğunu yaptı.
Ama asıl unutulmaması gereken husus, Tayyip, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç gibilerin verdiği destektir.
Örnek mi istiyorsunuz!..
O halde sizi iki üç yıl öncesine götüreyim.
* * * *
Tayyip cemaat tarafından İstanbul’da Türk Telekom Arena’da düzenlenen Türkçe Olimpiyatları kapanış töreninde konuştu ve Fethullah‘tan özlemle söz edip Türkiye’ye gelmesini istedi:
“Gurbet hasrettir. Hasretin bedeli ağırdır. Biz gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içinde olanları artık aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Biz garipliğe tahammül edemeyiz. Onun için diyoruz ki bu sıla hasreti artık bitmelidir ve bitsin istiyoruz. Öyleyse bitsin bu hasret.”
Bu konuşmasında Fethullah’ın adını vermiyordu ama “Dön” çağrısını herhalde bana yapmıyordu!
* * * *
Haliç Kongre Merkezi’nde cemaatin Türkçe şarkı yarışması var. Kürsüde Bakaracı, rüşvet yediği iddia edilen Devlet Bakanı Egemen Bağış konuşuyor:
“Atatürk adına nutuk atmaktansa hayallerini gerçekleştiren, vatan hasreti çeken zatın (kişinin) önünde saygıyla eğiliyorum...”
* * * *
Bursa Atatürk Stadı’nda cemaat töreni yapılıyor. Toplantıya özel jetle gelen “Şeyini şey ettiğimin şeyi” Bülent Arınç kürsüde. Töreni televizyonlar canlı yayında veriyor:
“Şimdi o hüzünlü gurbetten (Pensilvanya’dan) Bursa’yı seyreden o güzel insana, muhterem Fethullah Gülen hocaefendiye şükranlarımı sunuyorum. Rabbim ona hayırlı ve uzun ömürler versin. Ben 20 yıldır (yurt dışındaki) Türk okullarını takip ediyorum ve gittiğim her ülkenin devlet ve hükümet başkanlarına bu okulları anlatıyorum. Bu okulların ağızlara alınmasının cesaret istediği, sürekli kötülendiği ve tehlike olarak görüldüğü günlerde milletvekili, Meclis Başkanı ve Başbakan Yardımcısı olarak gittiğim 100’e yakın ülkede önce Türk okullarını ziyaret ettim. Gittiğimiz her ülkede söze bu okullarla başlayıp sözü böyle bitirdim. Allah bizi mahcup etmedi.”
* * * *
Şimdi Tayyip bu okulları kötülemeye başladı ya!..
O kötüler de, onun gölgesi olan Davutoğlu Ahmet Paşa durur mu! O sırada Dışişleri Bakanı olarak görev yapıyor.
Güney Afrika’da vefat eden Nelson Mandela için açılan taziye defterini imzalarken bakınız neler söylemişti:
“Yurtdışındaki Türk okulları (cemaat okulları) önemli bir temsil görevi üstlenmiştir. Hangisinin başı dara düşse önemli bir destek sağlarız. Biz yurt dışında Türkiye’yi tanıtan, bir tek tohum atan herkesin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bu okullar Türkçe’nin yaygınlaşmasını sağlayan ve oralardaki temsilimizin kültürel boyutunu destekleyen önemli kurumlardır.”
* * * *
Bunlar övgü yağdırır da o günlerde Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül durur mu! Türkçe Şarkı Olimpiyatları’na katılan yabancı ülke çocuklarını Çankaya’da kabul etti. Çocuklar kendisi için şarkı söylerken çok duygulandı!
“Bu çok büyük bir organizasyon. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Ayrıca bu işin devlet bütçesiyle yapılmadığını düşününce bu organizasyonun ne kadar büyük olduğunu bir defa daha görüyorum...Asya’dan Afrika’ya, ABD’den Japonya’ya kadar gittiğim her ülkede Türk okullarını ziyaret ediyorum...”
* * * *
Sevgili okuyucularım, geçmişteki bu tabloyla şimdi günümüzü kıyaslayın!
Geçmişte Fethullah’a tam kadro övgü düzüyorlardı...Çünkü o zaman iki taraf da birbirine muhtaçtı.
Okullardan o sırada “Türk okulları” diye söz ediyorlardı.
Şimdi ise “Karanlık odaklar” diyorlar!
Dün gittikleri her yerde o ülkelerin yöneticilerine “Aman bizim okullara sahip çıkın” diye ricacı olanlar, şimdi o okulları tu kaka ilan ettiler. Etiyopya’da Habeş yetkililere bile... Türkiye’de devlet yönetimi işte bu kafaların elinde.
* * * *
Emirleri altında MİT, polis, büyükelçilikler, konsolosluklar var. Bu okulların yararlı mı zararlı mı olduğunu anlamaları bir türlü mümkün olmamış!
Dün övüyorlardı, bugün sövüyorlar.
Dün Fethullah’ı Pensilvanya’da ziyaret edip elini öpen, oy ve siyasi destek isteyen iktidar yetkilileri şimdi onu hain-casus-Haşhaşi ilan edip Interpol’den kırmızı bülten çıkarmak üzere... ABD’den iadesini istiyor...
Ve bu kafalar 77 milyonluk Türkiye’yi yönetiyor.
Sevgili okuyucularım, biz şimdi bunların hangi sözlerine inanalım? Geçmiştekilere mi, yoksa bugün söylediklerine mi!
Bu nasıl iştir yahu!
Valla kafam iyice karıştı.
Bir bilen varsa bana acele anlatsın, öğrenmek isterim!