Emin Çölaşan’ın notu:

Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.

Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.

Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.

Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

____________________________________
Bir köyde aynı gün bir Kayserili , bir Laz ve bir kürt ölmüş. Ahali toplanıp cenazeleri yıkamış, cenaze namazı kılmış ve güçlükle köyden uzak mezarlığa götürüp gömmüşler. Yorgun argın dönüp, kahveye oturup çay söylemişler.

Birazdan bir bakmışlar ki Laz mezardan çıkmış üstünü başını silkeleyerek kahveye geliyor!

-N'oldu? Hayırdır, nasıl geldin? Diye sormuşlar.

Laz cevaplamış:

- Öbür tarafta aynen purasi kibi daa, zebaninin elune bi beşlik sıkıştırdim penu geri könderdu.

Diğerleri merakla sormuşlar:

- Peki Kayseriliyle Kürt nerede?

Laz getirilen çayı karıştırırken cevaplamış:

- Haçan pen gelirken Kayserili "ikibuçuğa olmaz mı" diye pazarlık edeydu, Kürt "ben vermem, devlet versin" diyeydu.

Melih

____________________________________

Sevgili Emin Çölaşan
 
Bülent Arınç şöyle demiş ya!
 
“Kozmik odada acaba kullanıldım mı? Benim üzerimden bir operasyon mu yapıldı? Yani kozmik odalara girmeleri gerekiyordu da, suikast iddiasını acaba kamuflaj (örtbas etme) aracı olarak mı kullandılar?”
 
Ben böyle saf ayaklarına yatılarak yapılan konuşmalardan,beyanatlardan  artık nefret ediyorum.
Adamlar, Artizzz olsalardı mükemmel rol yaparlardı.
Bunların böyle cevaplar vererek tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıp gitmelerine artık  tahammül edemiyorum.
 
Onlar saf numarası yapıyor, Bizlerde geri zekalı, salak,aptal  numarası mı yapalım.??
Film çevirmiyoruz, her şey geçekliğiyle ortada duruyor.
Bulundukları noktalara,mevkilere, saf olanların gelmesi imkansızdır. Bu  durum insanın tabiatına aykırıdır.
Esenkalın.

Osman
 ____________________________________ 
Sayın Çölaşan merhaba,

Yazılarınızı her gün sabırsızlıkla bekleyen, keyif alarak ve soluksuz okuyan bir okurunuzum...
Ne yazık ki akp'nin kalelerinden biri olan mevlana diyarı Konya'da ikamet ediyorum. Şikayetim Konya'da yaşamaktan değil de akpye mahkum olmaktan :)
Bugünkü yazınızı okuyunca bu yazıyı yazmak ve size bir selam vermek istedim. Yazılarınızın bazı bölümlerinden istifade edip sosyal medyada paylaşıyorum ama umarım hata yapmıyorumdur, bir kişi bile gerçekleri görüp idrak etse faydadır anlayışındayım...
Zaten gerçekleri tüm çıplaklığıyla vermek de sizin gibi usta kalemlerin işi...

Şayet yolunuz bir gün buralara düşer de sizinle tanışıp konuşma ve imza fırsatı verirseniz çok seviniriz.

Korkmadan yazan cesur gazeteciler olduğu sürece Cumhuriyetimizi kimseler yok edemeyecektir...

Saygılar.

Çetin
____________________________________
Sayın Emin Bey
Maçlarda İSTİKLAL MARŞI'nın yasaklanmasını istiyorsunuz....Bunu size yakıştıramadım...Bayrağımızı da indiriyorlar, yırtıyorlar, yakıyorlar, üzerinde tepiniyorlar... o zaman BAYRAĞIMIZIN da asılmasını hatta mevcudiyetini de yasaklayalım...Okullarda halen İSTİKLAL MARŞI okunuyor, kürt öğrenciler okumuyor belki küfür ediyor, yasaklayalım.................................................
MEVCUDİYETİMİZİN TEMELİ TÜRK İSTİKBALİNİ KORUMAK VE İLALEBET MÜDAFAA ETMEKTİR.........................................................................................................................................

suleyman
 ____________________________________ 
Saygıdeğer Emin ÇÖLAŞAN Beyefendi’ye,

1.       Atatürk’ümüzün bize miras bıraktığı bu güzel ülkemizin karanlık beyinli insanlarca ne hale getirildiğini ,itibarı ile nasıl oynandığını görüp de kahrolmamak elde değil.
2.       Aydınlık Türkiye’nin yılmaz savunucusu,siz cesur yürek gazetecilerin ,gerektiğinde sağlığını,geleceğini,canını hiçe sayarak ;ülke sorunlarının üzerine eğilmeniz onları gün yüzüne çıkararak bizlerle paylaşmanız bu karanlık günlerdeki tek tesellimiz oldu.
3.       Bu sebeple, sadık bir okurunuz olarak ,Yeni Yılınızı kutlamamın,sizlere sağlık ve mutluluk temenni etmemin bir vicdan borcu olduğunu düşünüyorum.İyi ki varsınız…
En derin saygılarımla…

İsmail Hakkı KUBİLÂY
____________________________________

Merhaba Emin Bey
 
Dünyada her insan karşılaştırmalar yapar. Yani eskilerin tabiriyle mukayese.
Pele'yi Maradona ile mukayese edebilirler, günümüzde Messi ile Ronaldo'nun edildiği gibi.
Siyaset alanında mukayeseler, ekonomide, sosyal yaşamda da mukayeseler vardır. İnsanoğlu hep bir karşılaştırmalar peşindedir.
Gelmiş geçmiş dünya liderlerine baktığımızda, Atatürk karşısında mukayese edilecek hiçbir lider yoktur. Hiçbir lider ülkesi konusunda bu başarıları elde edememiştir. Atatürk büyük bir komutandır, bir kahramandır ama Atatürk aynı zamanda çok büyük bir düşüncenin ürünüdür. 1923-1938 arası dikkatle izlendiğinde bunların hepsini net bir şekilde görüyoruz. Atatürk bir devrimcidir, halkçıdır. Atatürk, Türk Halkı'na çok yansımasa bile spor konusunda da olağanüstü bir insandır. Özellikle bu konuda Prof. Dr. Gülfem Ersöz'ün Atatürk ve Spor'unu mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Atatürk çağının en az 100-150 sene ilerisini gören bir dahiydi. 1933 senesinde 2. Dünya Savaşı'nın nasıl başlayıp, nasıl sonuçlanacağını hem de tarih vererek dünya kamuoyuna duyurmuştu. Atatürk faşizm, komünizm ve bütün izmlerin kalkacağını net bir şekilde belirtmişti. Atatürk, bugünkü Ortadoğu coğrafyasının nasıl şekilleneceğini ve Türkiye'nin takınması gereken tavrı da açıklamıştır.
Atatürk, bir ülkenin iç barışın sağlanması konusunda net tavırları olan bir insandı. Sizlere Atatürk'ten iki alıntı yapmak istiyorum;
"Efendiler; hiç şüphe yok ki dinimiz tüm dünya dinlerinin en önde gelenidir. Hiç şüphe yok ki sevgili Peygamberimiz çağının 300 sene ilerisini gören dahidir."
Bu annesinin mezarı başında yaptığı konuşmadır. İkinci olarak;
"Efendiler ülke içerisinde hiçbir yurttaş mevcut yönetime ve iktidara bu yönetim benim değildir diyemez. Bunun aksi, hür iradeleri karşı karşıya getirir ve ayrılık doğar."
Bütün bu yapının özetini elin İngiliz'i (Churchill) net bir şekilde özetlemiş "Böyle bir lider bin yılda bir gelir."
Ülkemiz dahilinde siyaseten işler kötü gittiğinde herkes yeni bir Atatürk arıyor. Daha bin yıl geçmedi. Öyle bir liderin gelme şansı zor. Bin yıl sonra gelirse bile, bize gelir mi? Onu da Allah bilir.
Bütün bu irdelemelerden sonra 10 Kasım 9'u 5 geçe Atatürk'e saygımızı gösteririz. Her ne kadar aralarında bazı okur yazar takımı 9'u 5 geçe ayağa kalkmayarak bunu bir marifet gibi yazması bazı insanları üzse de,  bunu mektep farkı ve Atatürk cehaleti olarak adlandırıp gülüp geçelim.
Son söz şu; hiçbirimiz korkmayacağız, hiçbirimiz karamsarlığa kapılmayacağız. Böyle durumlarda Nutku bir daha, bir daha okuyacağız. Çıkış Atatürkçülüktür. Büyük lider "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." demiş.
Bizler de liderimize sonsuz güveniyoruz. Allah senden razı olsun.
Abidin AYDOĞDU

____________________________________

Değerli Üstadım.
İnternetten gönderilen bir iletiyi arzediyorum.
Acaba doğrumudur?
Okuyun bakalım ilginç gelecek mi!
Malezya ekibi iş başında.....

Uzakdoğu ülkesi Malezya ilginç bir İslam ülkesi. Bunlar parayı bastırıp İslamcı üniversiteler kurmuş. 1990'lı yıllarda başbakan Mahathir Bin Mohammad sık sık Türkiye'ye gelir, Cumhurbaşkanı Demirel'den bu üniversitelere öğrenci göndermesini isterdi.
Amaç genç beyinleri yıkayıp devşirmek, üniversitelerinde onlara doktora yaptırmak, doçent, profesör unvanı verip Türkiye üniversitelerini bu İslamcı misyoner      kadrolarla doldurmaktı.
Demirel bunu yemedi, tuzağa düşmedi.
Ancak Malezya'nın parası boldu. Burs dağıtıyor, gelenlere çok güzel olanaklar sağlıyordu.

Onların üniversitelerine bizden de birileri gidip eğitim gördü. Hepsi de başarıyla (!) devşirildi ve hemen hepsi doçent ve profesör yapıldı.
Malezya kökenli Yusuf Ziya Özcan Tayyip'in YÖK Başkanı, Ömer Dinçer Maarif Nazırı, Davutoğlu Ahmet Paşa Hariciye Nazırı oldu.
İlk ikisinin görevi laik eğitimin içine etmekti, başardılar!
Orada doktora yapanlar, doçent ve profesör yapılanlar AKP döneminde unvanlarını kullanarak Türkiye'ye dönüş yaptılar ve en yüksek makamlara getirildiler.
Malezya üniversiteleri siyasal İslamın ön bahçesi. Bilimsellik örtüsü altına gizlenmiş olan uygulama alanı. Cumhuriyet rejimine karşı savaş veren kadroların akademik unvan kapma, sonra Türkiye'de yükselme yeri.
Şimdi bir bakıyorum, Sadrazam Davutoğlu Ahmet Paşa'nın Malezya geçmişi bizim omurgasız yandaş medyada pek yer bulmuyor!
Doçentlik unvanını Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde aldığına hiç değinilmiyor!
Niçin, hangi amaçla gidip yıllarca kalmıştı Malezya'da, bilinmiyor!
Malezya'nın yetiştirdiği İslamcı kadrolar Türkiye'yi başarıyla yönetiyor! Son olarak bir sadrazam bile çıkarıldı piyasaya!
Zeki

____________________________________

YENİ YIL DUASI
Doları bol kutulardan
Avro dolu kasalardan
Hızlı para sayarlardan
Avantaya konanlardan
BİZİ UZAK EYLE YA RAB
Müslümanın dincisini
Eğitimin kincisini
Şarlatanın sinsisini
Siyasinin bencilini
BİZDEN IRAK  EYLE YA RAB
Muktedirin gazabından
Yönetenin azabından
Siyasinin yalanından
Hırsızların talanından
BİZİ AZAD EYLE YA RAB
Ülkemizi bölenleri
Teröristi övenleri
Atatürk’e sövenleri
YERLE YEKSAN EYLE YA RAB

Yalçın
____________________________________

Emin bey,
1 Ocak 2015 günü Dolmabahçe sarayına yapılan saldırıyı normal kabul etmekte tereddüt ediyorum. Bilmem sizde aynı görüşü paylaşır mısınız ?
a- Saldırgan DHP-C li ve 2 el bombası kullanıyor ama patlamıyor.
b- Kullandığı uzun namlulu silah ise eski ve işlevini yapamıyor.
Tam seçime 5 kala denilecek zamanda en koyu partizanın bile aklında yolsuzluklar konusunda sorular oluşmuşken bu yeni hadiseden sonra yine mağdurluk edebiyatı yapılabilir. Bu durumda hiç bir aklı başında solcunun böyle bir algıya sebebiyet vermemesi gerek.
Selamlar

Mehmet
____________________________________

Sayin Cölaşan,
Huber köşkü için Abdullah beyi sikistiriyorsunuz ama ne yapsın adam hanımina söz geçiremiyordur.Cumhurbaşkanı olunca da Dış İşleri konutunu ben restore ettirdim diye Köşke tasinmadı hanimefendi ve bize Dış.  İşleri Bakanı icin kira ödetti.
SAYGILAR
ULKU

____________________________________

Emin kardesim,

83 yasindayim. Türkiye,ye büyük sayilacak hizmetler yaptim. MTA da uranyum sevis sefi olarak Turkiye,nin en büyük uranyum yatagi olan Salihli-KÖPRÜBASI uranyum madenini 1962 yilinda ben buldum. Simdi Berlin,deyim Almanlara Islam,in adalet, sevgi ve tolerans dini olarak barisi getirecegini anlatiyorum. Eski Muhterem Diyanet Baskani Mehmet Nuri Yilmaz cok sevdigim arkadasimdir. Simdi telefonla konustum. 14 kitabim yayinlandi.(amazon.de muzaffer andac) Sayin Prof. Yasar Nuri Öztürk iki türkce kitabimi TCBMM kütüphanesinde milletvekillerinin okumalarina sunmus.

Sasilacak olan: kitaplarimda sayin Mehmet Nuri Yilmaz,a tesekkür ettigim ve Büyük Atatürk,den övgü ile bahsettigimden (Atatürk,ü 1937 yilinda Diyarbakir,da babam iskan memuru iken yakindan gördüm), kitaplarimi buradaki camilerden kaldirdilar. Sayin Prof. Mehmet Görmez Beye yazdigim halde bir cevap alamadim Sizi candan kutlar, yeni yilda basarilarinizin devamini yüce Allah,dan dilerim.

Prof. Dr. Muzaffer Andac

____________________________________

Sayin Colasan;

Sizi uzun yillardir takip eder,yazilarinizi zevkle okurum.Dilerim daha uzun  yillar sizin yazilarinizi okumak mumkun olur.

Dikkatimi ceken bir konuyu size yaziyorum,takdir sizindir.

(C.Baskani) zaten padisahlik hevesinde ve bunu her davranisi ile gosteriyor.Siz de ,bana gore  kendisine surekli "padisah" diyerek mutlu ediyorsunuz.

Okuyucu olarak ben boyle algiliyorum,bilgilerinize.

Aysun

____________________________________

Sayın Çölaşan,
"Ergenekon davasının savcısı Zekeriya bilerek büyük yanlışlar yaptı, hukuku çiğnedi,
masum insanların hayatını kararttı. Ortaya mertçe çıkıp o süreçte yaptıkları
için kamuoyundan özür dilemelidir." diyorsunuz.  Bu kadar basit mi?
Sivil darbe yapanların (AKP+Cemaat) tetikçisi olan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezasını hak etmiş birinden kalkıp özür dilemesini mi bekliyorsunuz?!
Zekeriya Öz'den istenmesi gereken azmettiricilerinin isimlerini açıklamasıdır.
Lütfen, usanmadan yazın ki balık hafızalı toplumumuzda unutulmasın:
Ergenekon, Balyoz gibi davalar ile başlayan ve toplumun her kesimini
korku ve dehşete düşürerek yürütülen bu darbe süreci, ülkeyi talan etmenin hesabını
soracak kimse ve bilgi/belge kalmayıncaya kadar yürütülmek istenmektedir.
Tanrılara kurban olarak verilmek istenen bir veya birkaç bakan ile bu dava bitmez, bitmemeli.
Velev ki; AKP gitti. Devlet kadrolarına ve peşkeş çekilen kamu kuruluşlarına, belediyelere
yerleştirilen onbinlerce yeteneksiz ve basiretsiz kişi nasıl temizlenecek?
CHP, MHP, HDP ve İP nin bugünkü kadroları enkazı kaldıracak kapasitede değil.
Esasen, kendileri birer siyasi enkaz.
İkinci bir kurtuluş savaşına ve Cumhuriyet Devrimlerinin geri getirilmesine ihtiyacımız var.
Anayasa mahkemesi seçim barajı konusuna ne karar verirse versin;
AKP dışındaki bütün partiler eksiksiz seçim ittiffakı yaparak AKP ye oy veren kesimin
uykudan uyanmasını sağlamalıdırlar.
Sevgi ve saygılarımla,
Ülkü