Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir özel kanal canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Davutoğlu yaptığı konuşmadan satır başları şöyle...

Başbakan Davutoğlu, "Netenyahu, bütün dünya liderlerini cumhurbaşkanımıza ve bana tepkide bulunmaya çağırdı ama yalnız kaldı. Herhangi birisi tepki koyup da bize dönük bir şey söyledi mi? Biz insanlık onuru neyi gerektiriyorsa onu yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bunun için de Netenyahu'dan izin alacak değiliz" dedi.

HRANT DİNK CİNAYETİ
Davutoğlu konuşmasına , Hrant Dink cinayeti soruşturmasına ilişkin, "Ne gerekiyorsa yapılacak. Hrant Dink sembolik olarak önemlidir ama onun ötesinde de herhangi bir vatandaşımız olsaydı da bizim devlet anlayışımız, adalet anlayışımız, buna sebebiyet veren kim olursa olsun onun üzerine gitmektir. Hrant Dink ise başlı başına sembolik olarak önemli çünkü orada bir de etnik ve dini anlamda bir çatışma çıkarma gayesi var" dedi.

''HERKES BENİ ELEŞTİRSİN AMA...''
“12 yıldır en sert muhalefeti yapan gazeteler var. Ben 4,5 aydır başbakanım. Bir tek kişi çıksın da basına şu baskıyı yaptığımı söylesin. Bu gazete ya da bir başka gazete, ismini zikretmeyeyim, benim İstanbul’daki, siyasete girmeden önce aldığım evimin bulunduğu siteye OBA helikopterinin inmesi için pist yapıldığını yazdı. Benim ne o pistle alakam var, ne o siteyle alakam var. Helikopterin indiği yer burasıdır, çok gerekmedikçe de helikopter kullanmam. Hukuki girişimin dışında bir şey söylemedik. Eleştirmekten çekinmem, herkes beni eleştirsin ama insan onuruna hakaret, eleştiri değildir. Bir tek Ahmet Şık, Nedim Şener konusu vardır. Onların da siyaset ve bürokrasiye sızmış bir çete tarafından nasıl mağdur edildiği bugün ortadadır.”

ARKADAŞLARIM O GAZETEYLE TEMAS KURDULAR
Başbakan Davutoğlu, Charlie Hebdo karikatürlerinin Türkiye'de yayımlanmasına ilişkin, "Arkadaşlarımız (gazeteyle) görüştüklerini ifade ettiler. Durumun hassasiyeti kendilerine da aktarıldı. Biz geçmişte bu konularda çok acılı örnekler yaşamış bir ülkeyiz, toplumuz. Birbirimize saygı gösterdiğimizde huzur olur" dedi.

KPSS'DE YAPILAN HUKUKSUZLUK

Davutoğlu, KPSS gibi bir sınavda yapılan bir haksızlık, yolsuzluğun o sınava giren herkesin hukukunu gasbetmek anlamına geldiğini belirterek, "Geçtiğimiz haftalarda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza da bu konuda talimatım oldu: Varsa böyle bir şey, hiç acımasız şekilde üstüne gideceksiniz. Bu konuda bazı çalışmalar yürütüldü, bazı bilgiler aldık ve bütün bu veriler üzerinde bu araştırma derinleştirilecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları arasında girilen bir sınavda bir tarafın lehine, diğer tarafın aleyhine bir durum ortaya çıkmışsa, bunun hesabını sormak bizim için ahlaki bir vecibedir" diye devam etti.

Başbakan Davutoğlu, "Cizre'deki vatandaşlarımıza da bölgedeki vatandaşlarımıza da bir kez daha sesleniyorum: Devlet, kamu düzenini ihdas etmek için ne gerekiyorsa o adımı atacak. Bu konuda kararlıyız" dedi.

GÜLEN'İN İADE SÜRECİ
"ABD ile aramızdaki anlaşmalara göre suçluların iadesi ile koşullar belli. Burada her zaman söylediğim gibi Gülen ya da bir başka vatandaş için ne yapılıyorsa aynı şey yapılır. Kumpas konusu hep gündemde oldu. Birçok konuda uyarıcı sinyaller öncesinde gelmişti. MİT Müsteşarı'nın sorguya çağrılmasından başlayan, 2010 yılından itibaren. Bazen öyle bir şey oluyor ki güç bir yöne dönüyor. Güç sınır tanımaz hale geliyor. Kendi aralarında kurdukları sinerjiyle devleti tanzim etmeyi amaçladılarsa, devletin bütün hassas noktalarına değmeye başladılar. İş adamlarına baskı kurmaya başladılar. Ana muhalefet liderini dinlemeye ve sonra dinlediklerini yayınlamaya başladılar. Kendilerini saklamadan hep beraber eyleme kalkıyorlar."

ÇÖZÜM SÜRECİNDE GELDİĞİMİZ NOKTA 
Başbakan Davutoğlu, "Çözüm sürecinde geldiğimiz nokta, silahsızlanma noktasına gelinse seçimi kaybedeceğimizi bilsek, Türkiye'nin geleceğini kazanmak için o adımı atarız. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak söylüyorum, bugün çözüm sürecinde neticeye ulaşacağımızı bilsek ama haziran seçimlerini kaybedeceğimizi bilsek, emin olun bir an tereddüt etmeden o adımı atarım ki olabilecek başka kayıplar olmasın" dedi.

YETKİ NEYSE O UYGULANIR NE EKSİK NE FAZLASI
"Şu anda anayasal düzen neyi gerektiriyorsa onun gerektirdiği güç paylaşımı veya yetki neyse o uygulanır. Ne eksiği, ne fazlası. Bunun içinde de Cumhurbaşkanımızın toplantıya çağırma yetkisi varsa bu toplantı yapılır. Ve o toplantı yapıldı diye de Türkiye'de ne başbakanın gücü azalır, ne cumhurbaşkanının herhangi bir şekilde devletin tümünü temsil etme rolünde bir eksilme olur" dedi.