Yeni yıla umutlarla girecek yerde büyük üzüntüler veren durumlarla yaklaşıyoruz. Siyasal ortamın giderek koyulaşan karanlığında insanın kanını donduran olaylar yaşanmaktadır. Sorumlu ve yetkililerin aymazlığı, yanlılığı ve partizanlığı, çağımızın iyiliklerinden yararlanmamızı engellemekte, dillerden düşürülmeyen demokrasinin yozlaştırılmasıyla ağır baskı günlerinin eşiğinde bulunmaktayız.
Ne kadar acı... Kurtarıcımız ve kurucumuz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün düşüncelerinin temelini oluşturduğu yaşamsal ilkelerimiz yadsınmakta, O’na ve arkadaşlarına ilişkin değerlere kıyılmakta, fotoğraf, büst ve anıtlarına saldırılar artarak sürmekte, O’nun sayesinde olanaklara, yaraşır olmadıkları katlara kavuşanlar gizlemeye çalıştıkları bir karşıtlıkla olumsuzlukları, kışkırtırcasına bir duruşla, izlemekle yetinmektedirler.
Osmanlı yönetimi sürseydi asla gelemeyecekleri yerlere gelenler, 10 Kasım günü için “..Saat 9’u 5 geçe... gidin..” ahlaksız çağrısına tepki göstermek yerine Berkin Elvan’a ve annesine “Yuh” çektirmekte, sigara içenlere “terbiyesiz” demekte, yargıçları “vatan hainliği”yle suçlamaktadırlar. Bir imam ve diktatör yaklaşımıyla çirkinliklere sessiz kalıp destekçi durumuna düşmek, devletin hiçbir görevlisine, ulusun hiçbir yurttaşına yakışmaz.
Parti siyaseti olarak 2023’ü hedefleyip devletin yapısını ve niteliğini değiştirerek dinci düzeni oluşturmaya çalışmak, bağışlanamaz ve en büyük kötülüktür. Devletin yüceliğine, saygınlığına, güvenilirliğine, değerine (itibarına) saygıyı bırakıp ‘Apo’nun itibarını savunan devlet yöneticilerini duymak yıkıcı bir yaşam olumsuzluğudur. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına göre davranan Prof. Dr. Rennan Pekünlü’yü cezaevine gönderip bağlayıcı kararları hiçe sayanları Büyükelçiliğe getirecek ölçüde hukuku çiğneyenleri, görevini kötüye kullananları korumak da böyledir.
İbretlik olaylar
Ortam her şeye elverişli olduğundan işini bilenler, değişiklikle kimi yitikler yaşanacağı korkusuyla AKP’ni destekliyor. Ancak, değişmez olan bir gerçek var, iyi muhalefet olursa kötü iktidar olamaz. De-mokrat olmayanların demokrasi türkülerine de kimse inanamaz. Davutoğlu, Anıt-Kabir özel defterine “Demokraside aşamalar kazandıklarını...” yazmış. Gülünecek bir sav. Olanlar ortada. “Güvenlik Önlemleri” tasarısı ve “Yargı Paketi”yle tam bir faşist baskıcı düzen hazırlığı yapılıyor ve yargı pakete konularak bağımsızlığı tümüyle ortadan kaldırılıyor. Yasama çoğunluğuna güvenen iktidar, istediklerini yasalaştırırsa mahkemelere kimlerin atanacağı, kimlerin avukatlıktan yargıçlığa alınacağı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun kimlerden oluşturulacağı görülecektir.
Yandaş yayın organlarının TBMM Başkanı’na bağladığı yayın yasağı isteminin neden olduğu karışıklık durulurken CHP’nin itirazını mahkeme reddetti. Yürürlükteki kuralların çağdışılığı ortada olmakla birlikte yolsuzluk ve rüşvet olaylarının en başta “Darbe” nitelemesiyle tersine çevrilip gizleme ve örtme sürecine sokulduğu açıktır. Yasaklama, karşıtlık ve yandaşlık anlayışının sonucudur.
Ankara, Vatikan Devlet Başkanı’nı karşılama telaşına girerken, Antalya’da kız ve erkek öğrencilerin okul taşıtlarına ayrı oturmaları önergesi toplumu sarstı. Bursa-Yıldırım’da 4 yaşındaki çocuklara din dersi verilmesi protokolü gündeme düştü.
CHP’li olmayan, olmayacak ve olamayacak kimseleri milletvekili yapmanın ibretlik bir görüntüsü de asılan Seyit Rıza’nın yakınlarıyla, kağıt üzerinde CHP milletvekilinin Meclis’te basının karşısına çıkması ve doğal devlet önlemleriyle yaptırımlarını suç olayları nitelemesidir.
Günümüz Başbakanı’nın MHP liderine Tunceli çıkışmasını boşa çıkaran Devlet Bahçeli’nin gezisini çocukça eleştirisi yadırgatıcıdır. Durum, ulusu iyice böldüklerinin kanıtlarından biridir. Bay RTE’ın “76 milyonu kucaklamak” sözü ile ardılının “Kardeşlerimiz” sözü tam bir siyasal aldatmacadır.
Milli Eğitim’de yargıya başvurma yollarını engelleyen düzenlemelerle öğretmenlere kıyılıyor. İmam Hatip düşkünlüğü geleceği gölgeliyor. ABD Başkan Yardımcısı’nın “Bizim Türkiye’ye, Türkiye’nin bize ihtiyacı var” sözü kuşkuları büyütüyor.
ANIMSATMA: 30 Kasım 1925’te Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin kapatılmasına ve Türbedarlıklar ile Kimi Unvanların Yasaklanmasına ve Kaldırılmasına ilişkin 677 no.lu yasa kabul edilmişti. Ya günümüzde neler olmakta, neler yapılmakta ve düşünülmektedir?