Devlet, ülkeyi ve ulusu kapsayan bir siyasal yapıdır. “Ulusun örgütlenerek kurumlaşması” nitelemesiyle de tanımlanabilir. Yükümlülüklerini, yetkilerini, dayanaklarını belirleyen, ulusal hukukun kaynağı Anayasa’dan alır. Belirli bir süre için yönetim-yürütme görevini üstlenen iktidar, yürürlükteki kurallara uygun davranarak çalışmak zorundadır. Kuralları çiğneyerek, gösteri sayılacak tutum ve davranışları yeğleyerek yaptığı işlemler partizanlığın gölgesi altında değerini yitirir.
Bağırıp çağırarak, yetkilerine güvenip gözdağı vererek, görevini kötüye kullanıp hukuk dışı işlem ve uygulamalara girişerek, ölçüyü kaçırıp Anayasa ve yasaları çiğneyerek güç kullanmak, geçerliğini yitirmektedir. Son yılların en sık ve en çok rastlanan siyasal durumu böyledir.
Arsız, yüzsüz siyasetçilerin uyarıya, öneriye aldırdığı yok. Bildiklerini okumak ilkelliğinden kurtulamıyorlar. Kimileri de şu ya da bu yolla edindiği akademik unvanla bağdaşmayacak biçimde eleştirileri, belirgin sakıncaları umursamıyor. Üstelik, görüşlere değil, kişiliğe saldırarak haklı çıkmaya çalışıyor. Süslü anlatımlar, yabancı sözcükler kullanarak göz boyamayı beceri sayıyor. Medyadaki kişiliksiz yandaşları, şakşakçıları ve yalakaları da böyle.
Yönetimin neden olduğu yakınmalar ülkeyi kapladı. Katlanılması güç olaylar birbirine ekleniyor. Ölümlere uzanan başarısızlıklar büyük tepki alıyor. Ama sorumlular pişkinlikte yarışıyor. Yandaşlığı, partizanlığı bilinen, böyle tanınan görevlilerin ayrılmalarında kimse yüzlerine bakmaz, onlar da kimsenin yüzüne bakamazlar. Yalnızlaşır, kınanır, karalanır ve kendilerinden kaçılır.
Alışkanlık
Alışkanlıklarının tutsağı olan kişiler kendilerini koruma güçlerini yitirirler. Yanlışlardan, yanılgılardan kurtulamazlar. Üstelik direnmeyi de güçlülük sayarlar. Yönettiklerini sananlar, yönetemezler. Başardıklarına inanırlar, başaramazlar. Günümüz yöneticilerinin yaraşır olmadıkları konumlara gelmeleri, eğitim ve bilgi yetersizliği, kişilik yapıları bu tür durumlara neden olmaktadır.
Ulusal sanatçımız Fazıl SAY‘a uygulanan sansür, bir okul müdürünün 10. Yıl Marşı’nı siyasal içerikle suçlayıp yasaklaması, günümüz Cumhurbaşkanı’nın sözlerine, nitelemelerine karşın PKK ve uzantıları için iktidarın dönüş yaparak PYD’ye yol açması, “âkiller” denilerek kiminin ne olduğu iyi bilinen kişilerle toplumsal barış arayışına girişilmesi düşündürücü olayların kimileridir. Her şeye karışan ve gereksiz konuşmalar yapan Cumhurbaşkanı’nın Validebağ olaylarını değerlendirmesinde “mescitten rahatsızlık duymuş olabilirler..” sözündeki kışkırtma ve suçlama, yargı kararına karşın Atatürk Orman Çiftliği‘ndeki yapılanma gibi Validebağ çalışmalarının sürdürülmesi yaşam güvencesi hukukun ne duruma düşürüldüğünün kanıtlarıdır. Hukuk olmayan yerde insanlık yoktur. İnsanlık, gösterilere kıydırılamaz. Anayasa ve yasa dinlemeyenlere hukuk yetersiz kalıyor. Kuruluş amacına aykırı yapılanma, cumhuriyetle ve kurucularıyla kavga edercesine sürüyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin aydınlatıcı etkinliği ve övülecek çabaları iktidar çirkinliğini sergiliyor.
Önemli
Arada iyi işler de olmuyor değil. Mutluluk veren, kıvanç duyuran başarılar, geleceğe ilişkin umutları güçlendiriyor. Ankara Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı’nda Uzman Dr. Güldane Cengiz Seval ile Prof. Dr. Meltem Aylı‘nın “The Effect of Nilotinib in Chronic Myeloid Leukemia Treatment Dose on Spermatogenesis and Folliculogenesis in a Healthy Mouse Model” başlıklı çalışmaları ABD Hematoloji Derneği’nin Wallace H. Coulter Vakfı ödülünü kazanmıştır. Bu çalışma Kronik Myelositer Lösemi tedavisi için ülkemizde kullanılan bir ilacın kadın ve erkek üreme özelliklerini ne yönde değiştirdiğini gösteren ilk hayvan çalışması olması nedeniyle literatüre ciddi katkı sağlamıştır. Bu nedenle Türk Hematoloji Derneği de Deneysel Hematoloji Ödülü vermiştir. Hekimlerimizi başarıları nedeniyle kutluyoruz.
Gösteri
Haber Merkezi
- Yazıları büyüt
- Yazıları küçült
- Standart boyut