Hü­se­yin Yıl­dı­rım...
Los An­ge­les Ti­mes ga­ze­te­si on­dan “So­ğuk sa­vaş yıl­la­rı­nın en ağır tah­ri­ba­ta yol açan, en za­rar­lı ve teh­li­ke­li ca­sus­la­rın­dan bi­ri” ola­rak bah­se­di­yor­du.
Ber­li­n’­de­ki ABD din­le­me mer­ke­zin­de gö­rev ya­par­ken, “B­litz-Yıl­dı­rım” kod adıy­la Do­ğu Al­man Giz­li Ser­vi­si Stas­si”­ye ça­lış­mış­tı.
AB­D’­li ka­dın su­bay­lar­la iliş­ki­ye gi­ri­yor, el­de et­ti­ği giz­li bil­gi ve bel­ge­le­ri Ber­lin Du­va­rı ya­kın­la­rın­da­ki bir yer­de Stas­si ajan­la­rı­na tes­lim edi­yor­du...
Ya­ka­yı ele ver­dik­ten son­ra Ame­ri­ka­’ya gö­tü­rül­müş, yar­gı­la­nıp mü­eb­bet hap­se mah­kum edil­miş­ti.
Prof. Ha­luk Şa­hin, Are­na Prog­ra­mı adı­na ken­di­siy­le gö­rüş­tü­ğün­de, Ca­li­for­ni­a’­nın gü­ven­lik ön­lem­le­riy­le ün­lü Lom­poc Ce­za­evi­’n­de ya­tı­yor­du.
Son­ra Türk Dı­şiş­le­ri ve Ada­let Ba­kan­lık­la­rı dev­re­ye gir­di.
Dev­le­tin ça­ba­la­rıy­la So­ğuk sa­vaş dö­ne­mi­nin en teh­li­ke­li ca­sus­la­rın­dan Hü­se­yin Yıl­dı­rım, 6 po­lis eş­li­ğin­de ve el­le­ri ayak­la­rı zin­cir­le­ne­rek ge­ti­ril­di­ği Los An­ge­les Ha­va­li­ma­-nı­’n­dan İs­tan­bul uça­ğı­na bin­di­ri­le­rek Tür­ki­ye­’ye ia­de edil­di.
Müt­hiş se­rü­ven­ler ve ge­ri­lim­ler­le do­lu ha­ya­tı film­le­re, ro­man­la­ra ko­nu ol­du.

* * * *

Ya­rım as­rı aş­kın mes­lek ha­ya­tım­da yüz yü­ze ko­nu­şup rö­por­taj yap­tı­ğım tek ca­sus Hü­se­yin Yıl­dı­rı­m’­dı. (2004)
Ama ön­ce­ki gün, İz­mi­r’­de­ki As­ke­ri Ca­sus­luk ve Fu­huş Da­va­-sı­’nın du­ruş­ma­sın­da çok sa­yı­da ca­sus­luk sa­nı­ğıy­la kar­şı­laş­tım.
Hü­se­yin Yıl­dı­rı­m’­ı ta­nı­dık­tan son­ra bu da­va­da yar­gı­la­nan ca­sus­la­rın (!) ça­lış­ma yön­tem­le­ri­ni doğ­ru­su çok me­rak edi­yor­dum.
Ama çok geç­me­den ha­yal kı­rık­lı­ğı­na uğ­ra­dım.
Çün­kü ca­sus­luk yap­mak­la suç­la­nan ki­şi­ler, çı­kar amaç­lı suç ör­gü­tü kur­muş­lar, ama çı­kar sağ­la­ya­ma­mış­lar­dı!
İd­di­ana­me­de çı­kar el­de et­tik­le­ri­ne da­ir tek bir so­mut de­lil, su­çüs­tü vs. yer al­ma­mış­tı!
Bu na­sıl bir ör­güt­se, üye­le­ri­nin ço­ğu bir­bi­ri­ni tutuklandıklarında ve­ya mah­ke­me­ye ge­ti­ril­dik­le­rin­de ta­nı­mış­lar­dı!
Üye­ler bir­bir­le­riy­le bir de­fa bi­le te­le­fon­la gö­rüş­me­miş­ler­di!
Elek­tro­nik pos­ta da gön­der­me­miş­ler­di!
Ara­la­rın­da bağ ol­du­ğu­na iliş­kin en ufak bir ka­nıt bu­lu­na­ma­mış­tı!
Bu ne­den­le id­di­ana­me­de “Bu ör­güt öy­le­si­ne giz­li bir ör­güt ki, ara­la­rın­da­ki iliş­ki­yi ka­nıt­la­ya­cak de­lil bu­lu­na­ma­mış­tır!” de­nil­miş­ti!

* * * *

Ör­güt­te­ki hi­ye­rar­şik ya­pı da çok tu­haf­tı.
Ör­ne­ğin bir ami­ral, ha­ya­tın­da hiç kar­şı­laş­ma­dı­ğı bir yüz­ba­şı­nın em­ri­ne gir­miş­ti!
Her­hal­de ör­güt­sel fa­ali­yet­le­rin­de ami­ral, yüz­ba­şı­ya “em­re­der­si­niz yüz­ba­şım” di­ye­rek ver­di­ği ta­li­mat­la­rı ye­ri­ne ge­ti­ri­yor ol­ma­lıy­dı!
Tu­haf­lık­lar, ace­mi­lik­ler say­mak­la bit­me­ye­cek ka­dar çok­tu.
Sa­nık­lar­dan bi­ri­nin an­ne­si ve ba­ba­sı ay­rı ya­şı­yor­du. Ba­ba­nın göz­le­ri hiç gör­mü­yor­du. Ama ne hik­met­se sa­nı­ğa ait flash bel­lek, ba­ba­sı­nın evin­de bu­lun­muş ve ara­ma tu­ta­na­ğı­nı o sı­ra­da ne­ler olup bit­ti­ği­ni gö­re­me­yen ba­ba im­za­la­mış­tı!
Şim­di sı­kı du­run...
İd­di­aya gö­re ca­sus­lar­dan (!) bi­ri mes­le­ğe he­nüz 7 ya­şın­da iken baş­la­mış­tı!

* * * *

Be­nim bil­di­ğim, ca­sus de­di­ğin ge­ri­de iz bı­rak­maz!
Ama bu ca­sus­lar (!) de­lil ola­rak de­ğer­len­di­ri­len bel­ge­le­rin üze­ri­ne T.C. kim­lik nu­ma­ra­la­rı­nı ya­za­cak ka­dar çay­lak çık­mış­lar­dı!
Kı­sa­ca­sı kar­şım­da be­ce­rik­siz bir ör­güt du­ru­yor­du!
As­rın en teh­li­ke­li ca­sus­la­rın­dan bi­ri olan Hü­se­yin Yıl­dı­rım bir uz­man ola­rak da­va dos­ya­sı­nı in­ce­le­miş ol­sa, “mes­le­ğin ra­co­nu­nu re­zil et­ti­niz!” de­yip, bu be­ce­rik­siz ca­sus­la­ra (10) üze­rin­den (0) ve­rir­di!

* * * *

Du­ruş­ma­da sa­vun­ma ya­pan avu­kat­lar­dan Mu­rat Er­gün iro­nik bir de­ğer­len­dir­me­de bu­lu­nun­ca sa­lon­da gü­lüş­me­ler ol­du.
Bu­nun üze­ri­ne da­va­ya ye­ni ata­nan ve ben­de say­gı uyan­dı­ran mah­ke­me he­ye­ti­nin baş­ka­nı “gül­me­yin, yok­sa dı­şa­rı çı­ka­rı­rım” uya­rı­sın­da bu­lun­du.
Baş­kan hak­lıy­dı.
Ağ­la­na­cak du­ru­ma gül­me­me­miz ge­re­ki­yor­du!
Avu­kat Er­gün sa­vun­ma­sın­da çar­pı­cı bir ger­çe­ğe da­ha de­ğin­di.
Onun tes­pi­ti­ne gö­re id­di­ana­me­de 49 kez “Mic­ro­soft word” ye­ri­ne “Mic­ro­soft world” ya­zıl­mış­tı!
Ben­zer yan­lı­şın Bal­yoz Da­va­sı­’na ait bir ra­por­da da tek­rar­lan­ma­sı, akıl­la­ra çe­şit­li so­ru­lar ge­ti­ri­yor­du.
Ay­rı­ca bi­lir­ki­şi­nin “word” ile “world” ara­sın­da­ki far­kı bil­me­ye­cek ka­dar uz­man (!) bir ki­şi ol­du­ğu an­la­şı­lı­yor­du!
Acı ger­çek­se, çak­ma ca­sus­la­rın bir bö­lü­mü­nün, bu suç­la­ma­lar ne­de­niy­le yak­la­şık 2 yıl­dır ce­za­evin­de ya­tı­yor ol­ma­la­rıy­dı!