Bugün, sütunumu Bodrum’a ayırdım.
İşte Can Pulak’ın “Bodrum’un dünü ve bugünü” diye anlattıkları:
* * * *
“Bodrum’un yerlisi tanımaya değer güzellikler taşır. Müthiş efendi, çevresine sevgi ve saygı dolu, iyimser ve güleç, dost insanlardır. Yabancıya yardımcı, yoksul ve garibe destek olurlar hep. Ekmeğini, balığını, rakısını ve imkânlarını paylaşmaktan zevk alırlar. Türkiye’de nesli tükenmeye başlayan nadir insanlardandır Bodrum’lular.
Bu güzel insanları, genelde dışarıdan gelenler rahatsız ettiler! Büyük şehirlerin tüm pisliklerini Bodrum’a taşıyarak, genel huzursuzluğa sebep oldular.”
* * * *
“Bodrum’luları bir dinlemenizi isterim. Dünün o güzel, sorunsuz ve iddiasız insanları, çok şikâyetçiler bugünden. Evet, sorunların bir kısmına belki kendileri sebep oldular, göz yumdular ama kentin kimlik değişimini de böyle hak etmediler doğrusu...
Dün sakin, iddiasız, huzurlu bir yaşamı vardı Bodrum’lunun...
Bugün Bodrum, Bodrum olmaktan çıktı ve tanınamaz bir hale geldi.
Yabancılar Bodrum’un yaşam tarzına, adetlerine uyacaklarına, kendi alışkanlıklarını, çarpık davranışlarını bulaştırdılar kente.”
Bodrum’u kemiren hastalık!
Bodrum’u, birkaç rötuşla, eski halinde bırakmak çok daha doğru olurdu.
Rant gibi salgın bir hastalığın pençesi altında ezilmeye mahkûm etmek, kenti betonlaştırmak, doğal güzelliklerini mahvetmek, insan dokusunu bozmak, Bodrum’a yapılabilecek en büyük bir kötülüktü. Şimdi bunun acısını çekiyor herkes...
Geçmişte de Bodrum’un altyapısı yoktu, bugün de yok! Ama geçmişte kentin çöplerinin yarattığı leş gibi koku, belli zamanlarda ve yerlerde denize dökülen kanalizasyon, yaşayanlara bu derece zarar vermiyordu. Çünkü nüfus fazla değildi.
* * * *
Ne zaman ki Bodrum’a hücum ve önlenemeyen yerleşim başladı, işte o zaman iş çığırından çıktı. Trafik yazın iyice kilitlendi. Kışın bile tıkanıyor merkezde. Pahalılıkta şampiyonluğa yürüyor Bodrum. Memurlar geçinemiyor, tayin istiyorlar artık.
Ev kiraları iyice yükseldi. Satın almak giderek zorlaşıyor. Fiyatlar bazı bölgelerde Miami‘nin iki-üç katına çıktı. Ulaşımı hiç sormayın.
Eskinin sevimli bakkalları tek tek kapanıyor artık. Yerini süper marketler aldı.
Dükkân sayısında rekora koşuyor Bodrum. Yan yana yüzlerce dükkân, aynı işi
yapıyor çoğu. Her önüne gelene ruhsat verenler, yerli esnafın da gelir kapısını iyice daraltıyorlar!”
Bodrum’da yaşam zorlaşıyor!
İyice bunalıyor Bodrum’un yerlisi, çileden çıkmak üzere âdeta. Yerli kaptanlar parmakla gösterilecek kadar azaldı. Mavi yolculuğun kalitesi iyice düştü. Hele günübirlik turist gezdiren motorların durumunu hiç sormayın...
Kahveler bile nasibini aldı büyümeden. Semt kahvelerinin çoğu “cafe” oldu. Düne kadar çaya 25-50 kuruş ödeyen Bodrum’un yerlisi bugün 1.5 - 2.5 lira veriyor artık. Zaman iyice Bodrum’lunun aleyhine çalışmaya başladı. Böyle giderse, büyümeye ve yabancılaşmaya karşı homurtular iyice artacak.
* * * *
Bodrum’u yönetmek kolay değil. Her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Ankara ve İstanbul’un etkisi giderek artıyor.
Güçlü adamlar, gücünü siyasetten ve paradan alanlar, mafyacılık oynayanlar Bod-rum’a ve burada doğup büyüyenlere büyük zararlar vermeye başladı. Artık bunu görmek ve gerekli önlemleri almak zamanı geldi.
Bodrum’a yerleşmek ve yaşamak için gelenler, buranın yerli halkına saygılı davranmak ve onların yaşamlarını olumsuz yönde etkilememek zorunda. Buna dikkat edilmezse, ileride çok daha büyük sorunlar, problemler ve rahatsızlıklar yaşanabilir!”
Tebessüm
Çıldıracak adam...
Kadın, kocasının gözlerinin içine bakarak sorar:
“Kocacığım, sevgilim, hayatım, ben ölürsem ne yaparsın?”
Adam, başını eğer, üzgün bir halde cevap verir:
“Öyle deme karıcığım... Allah göstermesin... Çıldırırım valla”
“Peki, üstüme tekrar evlenir misin?”
“Yok canım, çıldırırım dediysem, o kadar da değil yani!”
Günün Sözü
İnsana, acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!