Fikrini takip etmeyen fikirsiz kalır. Ahlakını takip etmeyen ahlaksız olur. Haberini takip etmeyen habersiz kalır. Gazetecilik “vur kaç mesleği, beyaz kağıdı mürekkeple renkli fotoğrafla boyayıp halka satma ve para kapma eylemi” değildir. Gazetecilik haberini takip etme işidir.
Takip ediyorum.
İhale yapıldı.
Proje değişti.
Kot indirildi.
Dün bu köşede; “DHMİ mühendisi neden intihar etti?” başlıklı yazımda herkesin anlayacağı şekilde anlattım, bulun okuyun. Kotun inmesi, ihaleyi alan ve Başbakan ile eski Ulaştırma Bakanı’nın emriyle “Türkiye’nin 200 yıllık en adi yüz karası besleme basınını yemleyen havuza 630 milyon dolar atan 5’li şirketlerin (Cengiz-Limak-Kolin-Mepa-Kalyon)” patronlarına 2 milyar Euro maliyet eksiltme avantajı sağlıyor.
Kot, ihaleden önce niçin inmedi?
İnmiş kotla ihaleye niçin çıkılmadı?
İndirilseydi; üstüne ballı börek müteahhit kârlarını da koyarak, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) için yeni havalimanını yapmak ve devlete kira ödeyerek 25 yıllığına bu meydanın işletme hakkını almak ihalesine büyük şirketler de katılırdı.
Proje kaymak.
Niçin büyükler korktu?
Korktu mu?
Korkutuldu mu?
* * * *
Diyorum ya; “gazetecilik haberini ve ahlakını takip etme mesleğidir” diye... Besleme basın; 2 mühendis ve müteahhit patron Limak’dan Nihat Özdemir ve TAV’dan Hamdi Akın’ın “meydan ihalesi için kapışmasını” magazin haber düzeyine indirdi.
Haberi takip etmedi.
Besleme basın, Tayyip Erdoğan borazanlığına devam ederek; “2 milyar Euro maliyet azalması avantajı yaratan kotun indirilmesi kararını niçin ihale yapıldıktan sonra açıkladığını...” hiç sormadı, sormuyor.
Yazmadı. Yazmıyor.
Yazacak bileği yok.
Gazetecilik ahlakı çökmüş.
* * * *
Oysa “öyküsü” bile ilginç bir gazetecilik malzemesidir. Nihat Özdemir (LİMAK) ile Hamdi Akın (TAV) ikisi de mühendislik okudular. Mühendis oldular. İkisi de küçük sermayeyle iş hayatına girip; ikisi de devlete “anahtar teslimi havalimanı yapmak” ihalelerinde ve devletin “havalimanlarını kiralayıp 25 yıllık işletme” işinde büyüdüler. Çok büyüdüler ve Malezya’dan, Fransa’dan şirketlerle ortaklık kurdular.
Hayat onları kesiştirdi.
İstanbul yeni havalimanı ihalesine Nihat Özdemir’in şirketi ile Hamdi Akın’ın şirketi ayrı konsorsiyumların içinde birbirine rakip olarak girdi. İhaleyi mühendis Nihat’ın 5’lisi kazandı. Mühendis Hamdi ise “bu verilen teklif, devlete dönmeyecek kadar yüksek... Bu parayı nasıl ödeyecekler...” anlamına gelen ve “ihalenin içinde bir çeşit çapanoğlu bulunduğu” izlenimine veren açıklama yaptı. Bunun üzerine mühendis Nihat ise Hamdi’yi “Londra barlarında zaman öğüten bar çocuğu” olmakla suçladı. Nihat Özdemir, Hamdi Akın için “Nasıl ödeyecekler diyor. Verdiğimiz fiyat ile aramızda 40 milyon Euro fark var. 25 yılda ondan 40 milyon Euro daha fazla çalışırsam, öderiz... Ben gece Siirt’te şantiyeleri dolaşırım, o Londra’da barları dolaşır...” dedi.
* * * *
Ve kot indi.
Maliyet 2 milyar Euro eksildi.
“Hamdi, Londra barlarının tatlı hayat çocuğu... Ben Siirt şantiyelerinin emekçi oğlu...” diye övünen Nihat Özdemir, Başbakan’a ihalesini aldığı havalimanın temelini attırdıktan sonra, “arazinin altı bataklık çıktı” diye de bağırmaya başladı.
Hamdi Akın ise susuyor.
Hamdi Akın bir konuşsa gerçek biraz aydınlanır fakat cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan, Hamdi Akın’ın iş hayatını karartır. Karartmaz mı?
Yarın: DHMİ’nin bana gönderdiği ikinci açıklamayı da bu köşede yazacağım. Takibe devam.