Allah rahmet eylesin. Yeni havalimanı fizibilite etüt çalışması için görev alan ekibin içindeydi. İhale şartnamesini hazırlayanlardan biriydi. DHMİ mühendisi Emre Akdağ, iyi eğitim almıştı. Güler yüzlü, sevgi doluydu.
Çevresine aydınlık saçardı.
Yetenekli ve idealistti.
Son günlerinde “projede tespit edilen havalimanı oturum zemin kotlarının değiştirilip indirilmesinden korktuğunu” söylüyordu.
Neden intihar etti?
Korkusu mu sebep?
Proje değişip kot indi mi?

* * * *

Ey okurum! Konuyu iyi anlamak için, gelin sizinle önce görsel bir deneme yapalım.
Evde yemek masası vardır.
Aileyi masa etrafına toplayın.
Komşuları da çağırın.
Önceden 2 büyük sürahi, 2 tepsi, 2 küçük ince belli çay bardağını hazırlayın. Sürahilerden birini bir taşıyıcı, diğerini de öbür taşıyıcı ayak olarak düşünüp masanızın üstüne yerleştirin. Bu 2 büyük sürahiden 2 ayak üstüne tepsiyi oturtun. Masanın kenarı “0 noktası” olsun. Sürahilerin yüksekliği sayesinde bir kot elde ettiniz.
Deneye devam edin.
Küçük ince belli çay bardaklarından birini yine aynı masanın üstünde bir taşıyıcı ayak, diğerini de öbür taşıyıcı olarak koyun. Üstüne ikinci tepsiyi yerleştirin. Yine bir kot elde ettiniz.
Sürahi tepsi yukarıda.
Bardak tepsi aşağıda.
Biri yüksek.
Diğeri düşük.
2 farklı kot.

* * * *

Şimdi kot farkına bakın.
Hem bakın hem şu bilgiyi de hatırlayın: Cumhurbaşkanı adayı olarak halktan oy isteyen Başbakan’ın “Türkiye’yi uçuracak vizyon projesi...” propagandasıyla temelini atıp “Milletin a...’a koyacağız” sevincini birbirlerine telefonda haykıran ve Türk basınındaki besleme kalemlere dolgun maaş ödensin diye havuza 630 milyon dolar dolduran Tayyip Erdoğan dönemi zengini patronlara ihalesi verilen İstanbul’daki yeni havalimanının projesi değişti ve kot indirildi.
İlk projede:
Kot 80 metreydi.
50 metreye indi.
Kot 30 metre düşürüldü.
Yani ihaleyi alan 5’li şirket (Cengiz-Limak- Kolin-Mepa-Kalyon) Karadeniz kıyısında kurulacak bu havalimanını oturtacakları zemini; denizden 80 metre yüksekliğe (Sürahi tepsi) çıkartacaklardı. Bunun içinde, yine intihar eden mühendisin de hazırlanmasında katkıda bulunduğu projeye göre, 5’li şirket zemine 1.8 milyar metreküp kalker ve taş (kesinlikle toprak ve kil değil) taşıyıp dolduracaklardı.
Bu kadar taş bulmak.
Kamyonlarla taşımak.
Sıkıştırma, zemin iyileştirme.
2 milyar Euro tutuyor.
Açıkçası; kotun 30 metre düşürülmesi (bardak tepsi); şirketlerin harcamasını indirmek ve bu yolla onların kasalarına 2 milyar Euro koymak anlamına geliyor. Kot uygulama planında (böyle bir plan var mı o da kuşkulu) 80 metre olacak diyerek ihaleye çıkmak ve imzalar atıldıktan sonra projeyi değiştirip kotu 50 metreye çekmek; “haksız-usulsüz- danışıklı- etik ve ahlak dışı bir ihale yapmak” oluyor.
Olmuyor mu?

* * * *

Ben şimdi soruyorum.
Bu ihalenin baş aktörü Tayyip Erdoğan ve yardımcı aktörü eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hangisi isterse o cevap yazsın.
Burada yayınlayacağım.
Sorum şudur:
Binali Yıldırım ihale öncesi DHMİ Atatürk Havalimanı E-Kapısı (benzin istasyonu karşısındaki) Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü binasında ihaleye katılmak isteyen ENKA ve SABANCI gruplarıyla bir toplantı yaptı mı? Bu toplantıda ENKA ve SABANCI üst düzey yöneticileri, 1.8 milyar metreküp taş ve kalker zemin dolgunun çok yüksek maliyet getireceğini ve kotların kesin düşürülmesi gerektiğini Bakan’a söylediler mi? Ve Bakan Bey de “projedeki kotların düşmesinin mümkün olmadığını” onların yüzüne ifade etti mi? ENKA ile SABANCI, bu yüzden mi, dünyanın en büyük havalimanını yapma şerefini ıskalayıp ihaleye hiç katılmadılar?
Cevap bekliyorum.
Kot niçin ihaleden sonra düştü?