Nasıl da gaza getiriyorlardı bizi? Küresel güç Türkiye... Yükselen yıldız! Halbuki içimizin kof olduğunu bilmeyen yok!
Sadece istatistikten ibaret 18 madenci daha göçtü gitti. Çalışma Bakanı hâlâ o koltukta pişkince oturabildiğine göre kendini başarılı görüyor. Ne diyeyim, güzel kardeşimizin başarıları daim olsun!
Esas konumuz bambaşka... Dünya ekonomileri paranın ibadullah olduğu bir sürece girmişti, parti bitti! Öyle böyle de değil, Amerika’nın piyasadan aldığı varlıklar nedeniyle bilançosu 4.5 trilyon dolara kadar çıktı.
Yani varlık alımına başladığından bu yana bilançosunu altıya katladığı anlamına geliyor. Ortalık dolardan geçilmiyor.
Eksik çok, gedik büyük
Tarihte hiç görülmemiş bu kısmetli zaman dilimi AKP’ye denk geldi. Küçük, büyük yapılan her hatanın telafisi çok kolay oldu.
Peki, biz bu fırsat karşısında ne yaptık? Eksiklerimizi gidermediğimiz gibi gediklerimizi çoğalttık. En kırılgan gelişmeye çalışan ülke payesini aldık. Elin parasıyla hava attık. Borç alıp gökdelenler diktik.
Ya şimdi? Amerika bizzat: “Dolara ulaşmak zorlaşacak” dedi... Nasıl olacak? Amerika açığını kapatmaya çalıştıkça dolar, borçlanma faizleri ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskılar çoğalacak.
Ekonomi teorilerini bırakıp sebep-sonuç ilişkisine girelim. Amerika’da faizler ne zaman yükselse dolar değer kazanır, gelişmekte olan ülkeler sapına kadar satılır. Hep böyle olmuştur.
Haliyle Türkiye gibi riskli ülkelere sıcak para akışları daha da azalacak.
Beyhude beklentiler
Bu yıl içerisinde yaşadığı güven şoku ile yıllık yüzde 4 büyüme patikasından çıkan ekonomi, hızla durgunluk ve yüksek enflasyona sürüklenecek.
Bizim Merkez Bankası hâlâ ihracat artışının iç talepteki daralmayı telafi etmesi hayalini görüyor. Bırakın telafiyi, ihracat ve kamu harcamaları çok artsa bile tüketim ve sabit sermaye yatırımlarındaki ivme kaybına engel olunamaz.
Demem o ki, dönem değişti. AKP yeni bir şanslı dönem yakalayamazsa işler çok tatsızlaşacak. Dini istismarlar bile işe yaramayacak. Yıllardır yanlış politikalara alkış tutan şakşakçıların bu sefer elleri değil yüzleri kızaracak.
Her maden çöktüğünde koltuğuna daha da azimle yapışan Çalışma Bakanı’nın
tersine, ekonomi çöktüğünde ortada kimsecikler kalmayacak!