Sevgili okuyucularım, Tayyip yandaş kanallara çıktı, kendisine sorulan çanak sorulara güya yanıt verdi.
Çıktığı kanallar Star ve NTV ortak yayını.
İkisi de havuz medyası. İkisinin sahibi büyük işadamı, Tayyip döneminde Allah’ın “Yürü ya kulum” dediği Ferit Şahenk!
Tayyip’in belli kesimlere düşman olduğunu, onları sürekli aşağılayıp horladığını bilmeyen herhalde yoktur. Bakın canlı yayında aynen ne dedi:
“Benim için Gürcüdür diyenler oldu. Birisi çıktı, çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu...”
Dua etsin ki “Yahudi” dememişler!

* * * *

Bu ülkede sayıları azalmış olmakla birlikte Ermeni vatandaşlarımız yaşamakta. Bu sözleri onlara hakarettir, aşağılamaktır.
Üstelik Türkiye’de en az 200 bin Ermenistan uyruklu insan yaşıyor ve çeşitli iş kollarında çalışıyor.
Demek ki Tayyip Ermeni olmayı “Çok çirkin bir şey” olarak görüyor.
Bu sözler, bu gibi uçuk düşünceler sadece kendisine ait değil. Bunun gerizekalı yandaşları da aynı şeyi düşünüyor.
Tayyipgiller iktidarını yazılarımla acıttığım zaman o kafalardan e-posta mesajları alırım.
Bazıları ana avrat söver çünkü akılları fikirleri bellerinden aşağıda olan zavallılardır.
Bazıları ise şöyle yazar ve aklınca hakaret eder:
“Ermeni piçi, Rum tohumu, Yahudi dölü!..”
Bunlara “Peki arkadaş sen Ermeniler’e sövüyorsun da, 1915 Ermeni isyanı konusunda ne düşünüyorsun?” diye basit bir soru sorsak yanıt veremezler...
Çünkü cahillik paçalarından akar...
Ya da “Bak, Mustafa Kemal Paşa diye bir adam çıktı, işgalcileri kovdu ve seni de Rum tohumu olmaktan kurtardı” desek, suratınıza bön bön bakarlar...
İtiraf edelim, böyle ilkel, zavallı ve beyni yıkanmış kitleleri yetiştirmek, Tayyip’in kendi açısından elde ettiği en büyük başarıdır.
Bunlar herkese, her şeye düşman olan dinci ve mezhepçi tiplerdir.

* * * *

Tayyip’in ağzından çıkan ve toplumun belli kesimlerini aşağılayan sözler bu kadarla da bitmiyor. Bakınız birkaç gün önce nasıl vecizeler yumurtladı:
“Ey Kılıçdaroğlu sen Alevisin ben Sünni. Bunu söyle. Ey Selahattin Demirtaş sen Zaza’sın. Bunu söylemekten korkma!..”
Türkiye nüfusunun çoğunluğu Sünni.
Dolayısıyla din ticareti ve din sömürüsünde Sünni oylarına oynuyor, Alevi yurttaşlarımıza Kılıçdaroğlu üzerinden yine hakaret etmeye kalkışıyor.
Aslında topluma vermek istediği mesaj açık:
“Sünniler bana oy versin, Aleviler isterse Ekmeleddin İhsanoğlu’na... Çoğunluk nasıl olsa bizde...”
Bu yöntemle bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor.
İlki, siyaset meydanlarına mezhep tartışması sokmak.
İkincisi, Aleviler’i aşağılamak.
Alevi yurttaşlarımız pazar günü sandık başında ne diyecek, doğrusu merak ediyorum.

* * * *

Aynı aşağılamayı -kendi aklınca- Selahattin Demirtaş için yapıyor.
“Sen Zaza’sın, bunu söylemekten korkma” diyerek onun “Kürt olmadığını” anlatmaya çalışıyor ve şöyle demeye getiriyor:
“Ey Kürtler, bu adam sizden değildir. Ona oy vermeyin.”
Ve mezhepçilikten sonra bu kez olayın içine “Irkçılık” sokuyor, nefret suçu işliyor.
Bu yaptıklarının tamamı Türk Ceza Yasası’nda maddeleri olan, açıkça tanımlanan ve hesabı verilmesi gereken suçlardır ve bir gün mutlaka hesap verecektir.

* * * *

Şimdi yine döneyim yazımın ilk bölümüne!..
Hani televizyonda “Benim için Gürcü’dür diyenler oldu” demişti ya!..
Gürcü kökenli olduğunu söyleyen kendisidir.
Gürcistan’a yaptığı resmi ziyarette söylediği şu sözler kendisine aittir:
“Ben Gürcüyüm. Ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir. Eşim de Siirtli. Türk değil, Arap!”
Devlet Bahçeli 31 Mart 2013 günü Kestel’de yaptığı konuşmada şöyle dedi:
“Eğer eşim Arap kızı ben Gürcüyüm diyorsan, evladın gemicik sahibi Bilal’e ne diyeceğiz biz?.. Kalkıyorsun ben Gürcüyüm diyorsun. Sana soran mı var necisin diye.”
Tayyip sülalesi Gürcü’dür, Türk’tür, Arap’tır, bizi hiç mi hiç ırgalamaz.
Önemli olan bu şahsın meydanlara çıkıp göğsünü gere gere “Ben Türk’üm” diyebilmesi ve “Türk olduğu” konusunda Türk Milleti’ni yeterince ikna etmesidir.
Daha önce Gürcü olduğunu söyleyen şahıs şimdi ekrana çıkıp Gürcü olmadığını iddia ediyor.
Bu şahıs cumhurbaşkanlığı gibi kutsal bir makama talip.
İyi de, biz onun hangi dediğine inanalım!

Cindoruk’un mektubu

TBMM eski Başkanı, deneyimli siyasetçi (ve benim halamın oğlu) Hüsamettin Cindoruk’tan dün aldığım faks mesajını özetleyerek sizlere iletiyorum:
“Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu TOKİ’dir. Can Dündar şimdi bu dosyayı açıklıyor. AKP ve Tayyip Erdoğan’ı Yüce Divan’da yüz defa mahkum ettirecek bir dosyadır.
Çevre eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ‘Ne yaptıysam başbakanın talimatıyla yaptım, onun da istifa etmesi gerekir’ dediği dosya işte bu.
Meclis’teki bu dosya Cumhuriyet tarihinin kara bir lekesi. Bir iç siyaset belgesi. Topraklarımız Araplar’a satılıyor. Telekom’la başlayan sürecin, Arap sermayesi ile Erdoğan işbirliğinin somut ispatı.
Erdoğan ve Cemil Çiçek Meclis’teki bu dosyaları kapatamazlar. Başbakan ‘Bana darbe yaptılar’ diye sıyıramaz. O hiç darbe görmemiş, saçmalıyor.
Düpedüz Yüce Divan’da yargılanacaktır. Ceza avukatları bu dosya üzerinde çalışmalıdır. Erdoğan belki ‘Etkin pişmanlık yasasından’ yararlanabilir.
Polisleri tutuklatıyor. Polisi polise, savcıyı savcıya, hakimi hakime kırdırıyor. Biz bunların tümünü geçmişte yaşadık. Karşınızdaki gücü daha keskinleştirirsiniz.
Paralel devlet feryadı da gerçek değildir. Yok böyle şey. Devlet yürütme-yasama-yargı üçgeninden oluşur. Günün birinde bu üçgen öyle bir işler ki, şaşar kalır.
Meclis Başkanı Meclis’teki dosya için gizlilik kararı verip suç işledi. Gizlilik kararını Meclis’te sadece Genel Kurul verebilir.
Dosya dayalı döşeli suçlamalarla dolu. Başbakan bir şüpheli, sanık konumunda. Hakkında CHP’nin verdiği soruşturma önergesi var. Dört bakan için kurulan komisyon başbakanı da kapsamına alabilir. Başka savcılar yeni davalar açabilir, dokunulmazlığı kaldırılabilir.
Şimdi sorumsuzluk zırhına bürünmek için Çankaya’ya çıkmayı amaçlıyor.
Halkımız bunları bilmeli. İş çok ciddi.”