Doların yine babaları tuttu. Bir hafta içinde Türk Lirası karşısında fiyatı yüzde 5 arttı. Daha doğrusu, TL’nin değeri düştü. Olay, sadece doların değer kazanması olsaydı, aynı günlerde Euro karşısında yüzde 2 gerilemezdi. Dolar ve pek tabii Euro, Brezilya ve Hindistan paralarına karşı da değer kazandı. Hatırlarsanız bundan bir süre önce cari açığı en yüksek ülkeler “kırılgan beşli” (Hindistan, Endonezya, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye) diye bir kümede toplanmıştı. Bunların, aniden gelişecek bir devalüasyon ile ekonomik krize girebileceği uyarısında bulunulmuştu. Güngör Uras da, “İlk 10’a girecektik, kırılgan 5’li olduk” diye bir yazı dizisi yayımladı ve yılın gazetecisi seçildi. Daha sonra bu kümeye Arjantin, Rusya ve Şili eklendi; kırılganların sayısı sekize çıktı. Halbuki Rusya’nın cari fazlası vardı. Ama Amerika ve AB ile Ukrayna yüzünden papaz olunca “düvel-i muazzama” Putin’in ümüğünü sıktı ve herkesten önce Rusya’yı krize soktu. Demek ki; nasıl geçmişte cari açık vermesine rağmen, Türkiye’nin parası TL, giren “sıcak para” ile değerlendiyse, cari fazla veren Rusya’nın ulusal para birimi Ruble de, çıkan “sıcak para” ile değer kaybetti.

MEVDUAT VEYA TAHVİL FAİZİ İLE PARA KAZANILMAZ

Tasarruf sahipleri şunu akıllarının bir tarafına yazsınlar. Bankaya mevduat yaparak veya devlet tahvili alarak para kazanamazlar. İyi ihtimalle, paralarının enflasyon karşında uğradığı satınalma gücü kaybını telafi edebilirler.
Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Nadir zamanlarda mesela Türkiye’de krizlerden sonra çok yüksek faizle çıkarılan devlet tahvillerinden iyi para kazanılmıştır. Paradan para kazanmak için, “piyasa dalgalanmalarından” istifade etmek şarttır. Yani para veya sermaye piyasası ürünlerini ucuzken alıp, pahalanınca satanlar gerçekten “paradan para kazanırlar”. Bunun için de piyasaların dalgalanması, yani bir inip bir çıkması şarttır. Bugünlerde böyle bir hareket içindeyiz.
Eğer piyasalar kendiliğinden dalgalanmıyorsa, onları yapay olarak dalgalandırmak gerekir. Bunun için son günlerde olduğu gibi FED (Amerikan Merkez Bankası) faiz artırımını öne çekti veya erteledi gibi haberleri “köpürterek” medya üzerinden yayımlamak gereklidir. Benim de yorumcuları arasında bulunduğum ekonomi kanalları, işleri icabı sabahtan akşama kadar “faiz indi-döviz bindi”, “borsa coştu-borsa çöktü” muhabbeti yapıp, boş gözlerle ekrana bakan seyircilerine cicili bicili anlaşılmaz grafikler gösterip bu dalgalanmalara istemeden katkı yapıyorlar.

BORSAYA GİREMEYEN ARSAYA GİDER

Sade vatandaşın borsaya pek aklı ermez. Erenleri de, düşük bir olasılıkla da olsa “zamanından önce girip-zamanından önce çıkarak” ters köşeye yatmış olmamak için borsalardan uzak durur.
Geriye yatırım alanı olarak, kala, kala arsa, daha geniş tanımıyla gayrimenkul kalıyor. Zaten bu yüzden ülkemiz Edirne’den Ardahan’a; Sinop’tan Anamur’a kadar “proje alanı” ilan edilmiş durumda. Rivayete göre, çocukları doğduğunda onların kulaklarına duadan önce “beton dök yavrum” diye fısıldayanların babaların evlatları hayatta çok zengin oluyormuş.

Son söz: Dalgada surf yapmak için, sağlam kafa yetmez, sağlam mide de gerekir