Türkiye’nin en önemli meselesi, sınırları Türkiye’nin derinliklerine kadar giren bir “Kürt Devleti”nin kurulmak üzere oluşudur.
“Türkler tarihleriyle yüzleşmelidir” alafranga söylemleri bırakıp, öncelikle günümüz gerçekleriyle yüzleşmek zorundayız. Amerika ve Avrupa’nın büyük devletleri, Ortadoğu’da bir “Kürt Devleti” kurulmasına 100 yıl önce karar vermişlerdi. Türk, Arap ve Acem milletleri, uzun süre bu kararın uygulanmasına izin vermedi.
Ancak bu izin vermeme dönemi Saddam’ın öldürülmesiyle bitti. “Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi”nin kurulmasıyla da, kuvveden fiile çıktı.
FEDERAL KÜRT DEVLETİ
Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin meşruiyet kazanması, Federal Kürt Devleti kurulmasının birinci aşamasıdır.
İkinci aşama da geçilmiştir. Suriye’de cereyan eden iç savaşı fırsat bilen Kürtler Suriye’de “kanton” dedikleri bağımsız yönetimler kurmuştur. Üçüncü aşama da büyük çapta gerçekleşmiştir.
Başbakan Davutoğlu’nun deyişiyle “geri dönülmez noktayı” geçen “Çözüm Süreci” sonunda Türkiye’de fiilen mevcut “Bölgesel Kürt Yönetimleri” anayasal statüye kavuşacaktır. Dördüncü aşamada İran Kürtleri kendi yönetimlerini hayata geçirecek ve son aşamada “Federal Kürt Devleti” ilan edilecektir.
ZAFER BOMBANIN UCUNDADIR
Amerika’nın askeri desteği olmamış olsaydı, ne Irak’ta, ne de Türkiye’de Kürtler, bugün geldikleri noktada olmazlardı. 2008 Mart ayında Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates’in ihtarı üzerine, PKK ile savaşan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kandil’den nasıl apar topar geri çekildiğini hatırlayın yeter. Koskoca Musul düşerken kılını kıpırdatmayan Amerika, askeri yardım yapmamış ve İŞİD üzerine bomba yağdırmamış olsaydı, Kobani’nin kahraman Kürt savaşçıları, “özerk kanton”larını savunmada herhalde bu kadar başarılı olmazlardı.
SON SÖZÜ ABD SÖYLER
Çözüm sürecinin esası “siz, anamızı ağlatmayın; biz, ne isterseniz veririz”dir. Bu ortamda Kürt taleplerinin sınırı olamaz. Ancak Amerika’nın, Kürtler’e “bakın! bunu da isterseniz sizi askeri olarak desteklemem” derse, talepler makul bir çizgide durur. Dolayısıyla, Kürtler’i “çatışmadan anlaşma” çizgisine, kırk tane akıllı Türk değil, bir tane göğsü kıllı Amerikan generali ikna edebilir. Bosna’da olduğu gibi bir Amerikalı arabulucu tayin edilsin, “kırmızı çizgi”yi o çizsin. Boşuna yakıp yıkmayalım, itişip kakışmayalım.