Bun­dan bir sü­re ön­ce bi­zim ai­le­ye kız bir to­run gel­di. Adı “Al­ya­” ol­du. O za­man ka­fa­ma dank et­ti ki, bu ül­ke­de “Ay­şe Ar­man Et­ki­si­” bir şey var. Ada­na eş­ra­fın­dan Türk bir ba­ba ve Al­man bir ba­le­rin an­ne­den do­ğan Ay­şe Ar­man, sa­de­ce çok ba­şa­rı­lı bir ga­ze­te­ci de­ğil­dir. Ay­şe Ar­man ay­nı za­man­da kent­soy­lu Türk ka­dın­la­rı­nın önem­li bir ke­si­mi için “rol mo­de­li­” ve “ka­na­at ön­deri­”dir. Pek çok kı­zı­mız ve ka­dı­nı­mız far­kın­da ol­ma­dan bel­li bir oran­da “ay­şe-ar­man-laş­mı­ş”­tır. “Öz­gür Ka­dı­n” hey­ke­li di­ki­le­cek ol­sa, her­hal­de on­dan da­ha uy­gun bir mo­del bu­lu­na­maz. Ko­ca­sın­dan bah­se­der­ken “sev­gi­li­m” ke­li­me­si­ni kul­lan­mak­ta, onun­la se­viş­me­le­ri­ni kö­şe­si­ne ta­şı­mak­ta­dır. Ay­şe Ar­man, ye­ni mo­da “Dr. Hay­dar Dü­me­n” ol­muş­tur. Ar­man, bir açı­dan us­ta­sı Er­tuğ­rul Öz­kö­k’­ün ruh­sal gen­le­ri­ni ta­şı­mak­ta­dır. İki­si de per­de­siz ev­de otur­mak­ta­dır. İki­si de mar­ka­dır. Er­tuğ­rul Öz­kök tam bir “lüks-tü­ke­tim-pe­res­t”­tir. Meh­met Bar­las çat­la­tan zevk ve se­fa öy­kü­le­ri an­lat­tık­tan bir gün son­ra, çok ce­sur si­ya­si ya­zı­lar yaz­mak­ta­dır. Ay­şe de, za­man, za­man ay­nı yo­lu iz­le­mek­te­dir.

CE­SA­RET BA­ŞA­RI­NIN YA­RI­SI­DIR

Her­kes, her ga­ze­te­ci­ye rö­por­taj ver­mez. Ama bu­gün Tür­ki­ye­’de Ay­şe Ar­man be­nim­le rö­por­taj yap­sın di­ye ya­nıp tu­tu­şan bin­ler­ce in­san var­dır. Rö­por­taj­cı, o ka­dar ca­zip bir ki­şi ol­ma­lı­dır ki, dü­şük pro­fil­de ya­şa­mak is­te­yen “ö­nem­li­le­r” bi­le, bi­raz da­yak ye­me­yi gö­ze ala­rak, onun tek­li­fi­ni reddet­me­me­li­dir.
Rö­por­taj­da ce­sa­ret ve di­ra­yet de­nin­ce ak­lı­ma hep Nu­ri­ye Ak­man ge­lir. Ay­şe Ar­man, rö­por­taj yap­tı­ğı ki­şi­yi yağ­la­yıp bal­la­dık­tan son­ra, iğ­ne­si­ni ba­tır­mak­ta ve ken­di de­yi­miy­le “so­rul­ma­ya­nı sor­mak­ta­dı­r”. Ar­man, ara­sı­ra oku­ru­nu vic­dan aza­bın­dan kur­ta­ran “vic­da­n” ya­zı­la­rı yaz­mak­ta da us­ta­dır.

ÖN­CE OKU­RU­NU EĞİT, SON­RA YA­ZI­NI YAZ

Ye­te­nek­li Ay­şe Ar­man, pa­zar­la­ma­nın te­mel ku­ra­lı­na gö­re ön­ce­lik­le müş­te­ri­si­ni ya­ni “o­ku­ru­nu eğit­miş­tir.” Bu su­ret­le Ay­şe Ar­man im­za­lı ya­zı­la­ra abo­ne bir okur kit­le­si oluş­muş­tur. Pek ta­bi­i, kı­sa bir sü­re son­ra Ay­şe Ar­ma­n’­ın ya­rat­tı­ğı müş­te­ri ti­pi­ne hiz­met su­nan ye­ni Ay­şe Ar­ma­n’­lar pi­ya­sa­ya çık­mış­tır.
Bir gün bun­lar Ay­şe Ar­ma­n’­ı, “ay­şe­ar­man­lı­k”­ta ge­çe­bi­lir. An­cak okur­lar bil­sin ki; ne bu ço­cuk­lar bir gün Al­ya Dor­men Ar­man ola­cak ne de o an­ne­le­ri bi­rer Ay­şe Ar­man Dor­men.
Bu­gü­nün son­sö­zü ar­ka­da­şım Ar­man Ona­ra­n’­a ait­tir.

Son söz: Mo­da, fark edil­mek için, ay­nı­nı yap­mak­tır.