Jandarma Genel Komutanlığı’na, son dönemlerde sürekli “dava dosyaları” geliyor. Özellikle 1992-1995 yılları arasında gerçekleştirilen operasyonlarda görev alan komutanlar hakkında açılan davaların sayısı şimdilik 200 civarında... Güneydoğu’da görev yapan hemen her komutan, bölgesinde meydana gelen ölümlerden dolayı hesap veriyor.
Muş’un Hasköy ilçesine bağlı Altınova beldesinde 2 Ekim 1993’te teröristlerle girişilen çatışma sonucu Astsubay Mustafa Uçar şehit edildi. Uçar’ı şehit eden terörist de öldürüldü. Aynı gün saat 23.30 civarında sayıları ve kimlikleri belirlenemeyen teröristlerin Kosar bölgesinden Altınova beldesine kalmak için geldikleri yönünde ihbar alındı. Muş Jandarma ve Emniyet özel harekat timleri tarafından ortak operasyon yapıldı. Tanık ifadelerine göre Nasır Öğüt’ün evi ile birlikte ot ve samanlıklar da yakıldı. Aynı aileden 9 kişi yanarak öldü.
“Ben o sırada Şam’daydım”
PKK terörünün en azgın olduğu yıllarda ne yazık ki çok üzücü olaylar yaşandı. Şimdi o bölgede meydana gelen her olayı, operasyonlarda bulunan güvenlik güçlerinin üzerine yıkmak için yoğun bir çaba olduğu biliniyor. Bunun için gizli tanıklar, PKK’lılar, eski PKK mensupları da ifade veriyor. Devletin “terörist”, örgütün “hain” dediği Şemdin Sakık da, Ergenekon’dan sonra Güneydoğu’daki birçok olayla ilgili tanık olarak ifade veriyor. Şemdin Sakık, “Suriye’de olduğunu” belirttiği dönemde yaşanan olay için şunları söylüyor:
“Başçavuşun şehit edilmesi haberini ben sonradan öğrendim. Ben o sırada Şam’a gitmiştim. Orada, benim bölgemden gelen belgeleri incelerken bu olaya dair tekmil raporunda gördüm. Güvenlik güçleri örgüte yakınlığı ya da uzaklığını ayırt etmeden, önceden kararlaştırdıkları köy ve mezraları yaktı. Daha sonra titiz davranıp örgütle ilgisi olmayanların evlerini yakmamaya başladılar. Mehmet Nasır Öğüt’ün evinin operasyon sürecinde kime ait olduğuna bakılmaksızın yakıldığını düşünüyorum.”
Bu olayla ilgili olarak operasyonu yöneten asker ve emniyet mensuplarından H.A., T.N., Ş.U., B.K. hakkında fikir ve eylem birliği içinde “Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçlamasıyla dava açıldı. Haklarında istenen cezalar ise 9’ar kez ağırlaştırılmış hapis... İddianamede bu kişilerin talimatıyla olayın gerçekleştirildiği kanaatine nasıl varıldığı ise şöyle açıklanıyor:
“Şüpheliler hakkında, iddia ve tanık beyanları dışında somut delil bulunmamakla birlikte, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda ‘yeterli şüphe’ oluşturduğu değerlendirilmiştir. Şöyle ki, tanık beyanlarının vicdani kanaate göre takdir ve değerlendirme yetkisi Türk Milleti adına yargılama yetkisine haiz mahkemelere aittir.”
Konuşulurken duymuş...
Gizli tanıklar, Silahlı Kuvvetler’den atılanlar Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şehit edilmesinde de ortaya çıkıyor. Silahlı Kuvvetler’den atılan A.Ş., “Reşadiye’de görev yapıyordum. İki komutan aralarında konuşurken Bahtiyar Aydın’ın, BTR timindeki bir uzman çavuş tarafından öldürüldüğünü söylediklerini duydum” diyor.
Bahtiyar Aydın’ın şehit edilmesinde iddia sahiplerinden biri de “Ataç” kod adlı gizli tanık... O, Bahtiyar Paşa’nın, Kıdemli Üsteğmen Tünay Yanardağ’ ile Jandarma Okulları Komutanlığı sırasında aralarının iyi olmadığını, Aydın’a kin ve düşmanlık duyduğunu öne sürüyor ve ifadesini şöyle sürdürüyor:
Bakın neler söylüyormuş...
“Bahtiyar Paşa Diyarbakır’a bölge komutanı olarak atanmış, Tünay Yanardağ da JİTEM’de tim komutanı olmuştu. Yanardağ, Tuğgeneral Aydın’ı kast ederek, ‘Ankara’da bu heriften kurtulamadım, buraya geldim yine kurtulamadım. Bu adam benim kurmay olmamı engelleyecek. Bundan ancak öldürürsem kurtulurum, başımıza bela oldu’ diye kendi kendine sürekli konuşuyordu.
Bildiği kadarıyla ‘Cemil’ kod isimli itirafçı şahısla birlikte Tünay Yanardağ, JİTEM adına bir duyum raporu hazırlayarak 22.10.1993 tarihinde Lice’ye kalabalık bir terör örgütü mensubu tarafından eylem ve saldırı yapılacağını Diyarbakır’daki bölge komutanlığına bildirdi. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın da korumaları ile birlikte helikopterle Lice’ye geldi. Yaklaşık 300 metre mesafeden Kanas ile Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın organizesi ile tetikçilik görevini yapan ‘Cemil’ kod adlı kişi veya aynı infaz timinde görevli bir başka kişi tarafından vurularak şehit edildi.”
Ergenekon soruşturmasının gizli tanığı “Kıskaç” da Aydın’ın kürsüde konuşma yaparken vurulduğunu öne sürüyor ve vurulma nedenini de, “Şemdin Sakık’ın başında bulunduğu PKK grubu tam sıkıştırılarak terörün kökü kazınacakken PKK’lı teröristlerin kaçmasını sağlamışlardır” sözleriyle açıklıyor.
Gizli tanıklar yine birilerinin hayatını karartacak. İşte bu ifadelerle o dönemin bazı görevlileri hakkında “ağırlaştırılmış hapis cezaları” isteniyor.
Her davada gizli tanıklar, TSK’dan atılanlar çıkıyor
Jandarma Genel Komutanlığı’na, son dönemlerde sürekli “dava dosyaları” geliyor.