“İzmir’de yaşıyorum. Turist rehberiyim. Turistlere ülkemizi sevdirmek için çaba harcıyorum. Pazartesi günü, kültürlü bir karı-koca ile şehir turu yaptık. Bu karı-koca İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılışı yapılan “18. ve 19. yüzyıllarda İzmir Sergisi”ne Louvre Müzesi kanalıyla 2 tablo vermiş insanlar.
Turumuz bitti.
Konak’a geldik.
Saat Kulesi’nin yanına gittik; ben kulenin tarihi mimarisi hakkında bildiğim bilgileri anlatıyorum.
Bir çocuk geldi.
Bir çocuk daha...
Biri daha...
Bunlar Suriyeli çocuklar; konukların yabancı olduğunu kestirdiler; “Money... Money! Syria... Syria!” kelimelerini tekrarlayıp para istiyorlar.
Uzun süre “Money” dediler.
Durmadan “Syria” dediler.
Hırçınlaşmaya da başladılar.
Konuklarım korktu.
Ben “rahat bırakın” diyorum, çocuklar dinlemiyorlar. Konuklarım; ülkelerine hediye diye götürecekleri lokum kutusunu telaşla çocuklara uzattılar. Çocuklar; “Money..! Syria..!” diye taciz etmeye devam ettiler.
Ben çaresiz kaldım.
Konukları otellerine götürdüm.
Dönüş yolunda; Konak Camii önünde yere oturmuş 10 kadar dilenen Suriyeli çocuğu görünce içim acıdı, çök kötü oldum.”
* * *
Vicdanlı okurum.
İsmini yazmayacağım.
Duyarlı okurum.
Hepimizin içi acıyor.
Komşumuz Suriye’de; baskı ayaklanmaya, ayaklanma da kanlı iç savaşa dönüştü... El Kaide, Nusra Cephesi, Ahrar eş ñŞam türünden onlarca silahlı cihatçı örgütler dışardan gelip, ayaklanmayı başlatan muhalefeti devre dışı bıraktılar. Suriye’yi İkinci Afganistan ve İkinci Somali olma noktasına getirdiler. Komşumuz Suriye; “tekbir getirerek” o beni öldürmeden ben “tekbir getirip” onu öldüreyim diyenlerin boğazlaştıkları kanlı bataklığı haline geldi.
Bu çocuklar ne yapsın?
Ailecek Türkiye’ye sığındı.
Kamplarda Suriyeli sayısı 201 bini, mülteci sayısı 37 bini buldu. Hükümet’in; “ülkemize sığınan çocukları dilenci durumuna düşürmemesi” gerekirdi. Açıklanan rakamlara göre; Suriyelilere yardım için 4 milyar TL harcandı.
* * *
Duyarlı okurum.
Vicdanlı okurum.
Sormak hakkımız:
Bu 4 milyar TL’yi hangi yolla, kimlere, nasıl dağıtıldı ki, ülkemize sığınan Suriyeli çocukları biz cami önünde dilenci durumuna getirdik?
Sormak yine hakkımız:
Şeriat devleti kurmak için komşumuz Suriye’yi kanlı bataklık haline getiren cihatçı örgütlere de para aktarıldı mı? Suriye’de savaşanlara “lojistik destek” adı altında verilen malzemenin parası, hangi bakanlığın bütçesinden ayrıldı? Yoksa bu paralar; Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı süresince (son 10 yılda) 4 milyar 982 milyon TL’ye ulaşarak, cumhuriyet tarihinin rekor örtülü ödenek harcaması haline gelen paradan mı yapıldı? Örtülü ödenek parasıyla; Türkiye komşusu Suriye’de kurulacak bir “şeriat rejimini” mi destekliyor?
Duyarlı okurum.
Vicdanlı okurum.
Sormak hakkımız.
Özür: Dünkü yazıda;1996 yılında İstanbul Valisi Erol Köse diye yazmışım. Doğrusu Vali Erol Çakır olacaktı. Çağrışım hatasına düştüm. Düzeltirim.
Necip Fazıl “Örtülü ödenek”ten beslenmeliydi!
Başbakan Erdoğan, gençleri yanlış bilgiyle aldatıyor. Necip Fazıl’ı överken; “o kalemini hiç satmadı, kiralamadı” diyerek yine aynı yalan bilgiyi veriyor. Necip Fazıl, örtülü ödenekten beslenen bir kalemdi. O dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e “sizin iktidarınızı destekleyeceğim” diyen mektuplar yazıp açıkça para istemişti. Menderes’ de ona; örtülü ödenekten toplam 142.000 TL parayı halktan gizlice vermişti. O dönem çok büyük paraydı. (Kaynak:Yassı Ada Zabıtları-1 Örtülü Ödenek Davası. Yazarı: Emine Gürsoy Naskali (Celal Bayar’ın torunu) Kitabevi yayınları)
Duyarlı okurum!
“İzmir’de yaşıyorum. Turist rehberiyim. Turistlere ülkemizi sevdirmek için çaba harcıyorum.