DOLAR/TL
2,1357 % -0,28
EURO/TL
2,9540 % -0,21
ALTIN ONS $
1.302,40 % -0,12
EURO/USD
1,3826 % 0,05
BIST 100
72.655,56 % 0,30
FAİZ
9,81 0,03
BRENT PETROL $
108,74 % -0,30

Türkiye'nin bağımsız haber sitesi!

Özgü Namal’ın rolü benim olabilirdi

Mart 25, 2013 |

Almanya'dan geldiği Türkiye'de sevilen bir oyuncu olan Cansu Tosun'u 'Kayıp Şehir'de Zehra karakterinde izliyoruz.

YÜKSEL ŞENGÜL Fotoğraflar: MERT ARISLAN

Yağmurlu bir gün Akatlar’daki Blacklistt Ajans’ta buluştuk ‘Kayıp Şehir’in Zehra’sı Cansu Tosun’la… Sevimli, içten ve samimi olan Tosun, sohbetimiz demlendikçe üzerindeki ürkekliği attı…

Bu ilk röportajın değil ama nedense ürkek ve tedirginsin…

Ben röportajlara pek alışamadım. Çünkü bugüne kadar yaptığım röportajlarda söylediklerim sanki hep yanlış anlaşıldı.

Bu konuda rahat olabilirsin, hiçbir yanlış anlaşılma olmayacak… Cansu Tosun’u geçen yıl ‘Küçük Hanımefendi’ dizisinde Neriman rolündeydi, bu yıl da ‘Kayıp Şehir’ dizisindeki Zehra karakteriyle izliyoruz… Önce Zehra’yı anlatır mısın bize, sevdin mi bu karakteri?

Zehra’yı çok cesur olduğu için seviyorum. Ailesi çok muhafazakar olmasına rağmen cesurca direniyor, yapması gerekenleri de yapıyor. Gerektiğinde babasına yalan da söylüyor.

Cansu, Zehra’ya benziyor mu?

Ben de gözüpek ve cesurum ama asla Zehra gibi yalan söyleyemem. Yetiştirilme tarzımda asla yalan yoktur. Belki onun şartlarında doğup büyüseydim ben de öyle olurdum.

Senin ailen de Zehra’nınki gibi kızını göz açtırmayan bir aile midir?

O kadar muhafazakar değiller. Ancak ben Türkiye’ye geldikten sonra şunu farkettim, Almanya’da yaşayan Türk aileleri çocuklarını daha çok baskı altında tutuyor. Şu anda Almanya’da olsaydım, hala ailemin yanında kalıyor olurdum. Ayrı yaşamama izin vermezlerdi. İstanbul’daki aileler çocuklarını daha özgür yetiştiriyor.

Tosun ailesi Almanya’ya ne zaman gitmiş?

26 yıl olmuş. Önce annem gitmiş, babam da onunla evlenince yanına gitmiş. Yıllar yılı çalıştılar, didindiler.

Şimdi de Cansu Tosun çalışıyor. Dizi setlerindeki çalışma koşullarının ağır olduğu söyleniyor… Çok yoruluyor musun?

Çalışma koşulları ağır. Ancak yorulsam da şikayet etmiyorum. Çünkü oyunculuğu çok seviyorum. Bazen günde 20 saat çalıştığım oluyor. Ancak dizide ana karakter sayısı çok olduğu için herkes birbirinin yükünü azaltıyor.

‘Kayıp Şehir’de Gökçe Bahadır da Aysel rolüyle geçiyor kamera önüne, iyi anlaşıyor musunuz?

Çok iyi bir insan Gökçe Bahadır, ayrıca kamera dışında da son derece esprili ve neşeli. Gökçe Bahadır’ı çok seviyorum, o da beni seviyor.

Cansu Tosun’un Almanya’dan gelişi nasıl oldu, daha önce hiç İstanbul’a gelmiş miydi?

Her yıl Nurnberg’te düzenlenen Türk-Alman Film Festivali’ni hiç kaçırmadan izlerdim. Oraya gelen sanatçılar oluyordu ve onlarla konuşuyordum. Mesela, Kenan İmirzalıoğlu geldi, Melek Baykal geldi… Melek Baykal, “Sen İstanbul’a gelmeyi düşünmüyor musun? Gelirsen başarılı olursun” dedi. O söz bir anlamda beni ateşledi, harekete geçirdi. Almanya’da İspanya’da oyunculuk yapmayı tasarlıyordum aslında ve birden Türkiye’ye yöneldim.

Neden Türkiye yoktu ki tercihlerinin arasında?

Çünkü ben Türkiye’ye tatile geldiğimde bile zorlanıyordum. Özellikle İstanbul’un trafiği tam bir kabustu benim için. Sonra insanların samimiyeti beni şaşırtıyordu. Bu samimiyet gerçek mi değil mi, anlayamıyorsun. Ben Alman kültürüyle büyüdüm. Almanya’da her şeyi net görürsün. İnsanlar duygularını pek belli etmezler. Ama 2.5 yıldır burada olduğum için ben de alıştım artık. Alman yaşıtlarımın çoğu “Biz Türkiye’de yaşayamayız” diyor.

Baban mutlu mu peki?

Babam mutlu, çünkü o hep İstanbul’u sayıklıyordu, dönmek istiyordu. Ben gelmeye karar verdiğimde gülmüştü, “Kızım, senin gibi oyuncu olmak isteyen o kadar çok kişi var ki, hiç şansın yok” demişti. Adımı duyurmam mucizeydi ve o mucize gerçekleşti. İnandığım mücadeleyi vermek için yola çıktım ve kapılar kendiliğinden açıldı. Düşünsenize, İstanbul’a geldikten bir hafta sonra Yılmaz Erdoğan’la tanıştım. Mucize işte…

İstanbul’a gelişini sağlayan kim oldu?

Şebnem Özberk’ten Allah razı olsun. O benim gerçek ablam gibi oldu. Bir haftalığına İstanbul’a geldiğimde onunla tanıştım ve hayatım değişti. “İstanbul’da benim evimde kalabilirsin, ben aileni ikna ederim” dedi. Gerçekten de anne ve babamı ikna etti. Nurnberg’te bir Amerikan şirketinde çalışıyordum. Hemen işi bıraktım, arabamı sattım ve İstanbul’a geldim. Ailemden beş kuruş almadım. Üstelik beni burada neyin beklediğini de bilmiyordum.

Meryem Uzerli’nin gelişinden daha farklı o zaman…

Meryem Uzerli deneme çekimlerine çağrılmıştı. Benim öyle bir şansım da yoktu.

Senin öyle bir şansın yoktu ama mucizelerin vardı (gülüyoruz). Daha önce hiç deneme çekimi teklifi almadın mı?

Bana da deneme çekimi teklifleri yapıldı ama ailemi ikna edip gelemedim İstanbul’a.

Mesela hangi dizilerin deneme çekimiydi onlar?

‘Hanımın Çiftliği’ dizisi için çağırmışlardı ama gelememiştim. Özgü Namal o rolde çok başarılı oldu. Çekime gelseydim ne olurdu bilemiyorum. Belki de Özgü Namal’ın rolü benim olurdu.

Evet, Şebnem Hanım’ın desteğiyle İstanbul’a geldin ve sonra ne oldu?

Şebnem Hanım beni Yılmaz Erdoğan’a götürünce çok heyecanlandım. Yılmaz Bey “Cansu’da bir ışık görüyorum, bizim derslere katılsın” dedi. Böylece BKM’ye dahil oldum. Benim elimden tutan Şebnem Hanım, beni keşfeden de Yılmaz Erdoğan oldu. İstanbul’a geldikten sekiz ay sonra da ‘Küçük Hanımefendi’ dizisine başladım.
Almanya’dan İstanbul’a gelen Ünal Silver adlı bir oyuncu var. Meryem Uzerli’yi keşfedip onun Hürrem olmasını sağlayan kişidir o. Fotoğraflarımı ‘Küçük Hanımefendi’ dizisinin yönetmeni Özer Kızıltan’a vermiş. Beğenmişler ve deneme çekimine çağırdılar. 300 kişi arasından seçildim, “Sen Neriman olabilirsin” dediler. Böylece Meryem Uzerli’yi keşfeden kişi, benim de oyunculuğa ilk adımımı atmama yardımcı oldu.

Türkçen kısa süre içinde düzelmiş ve çok iyi konuşuyorsun.

Altan Gördüm ile Vahide Gördüm’ün kızı Işıl Feyman’dan diksiyon dersleri aldım, onun çok faydasını gördüm.

Cansu Tosun’un düşlediği, istediği bir rol var mı?

Bir dansçı kızı oynamak isterim. Şimdilerde İlhan Balamur’dan dans dersleri de alıyorum.

Bu ikinci dizin ama hiç sinema filmin yok…

Gelen film teklifleri var ama hepsi sıradan. Yılmaz Erdoğan “Yapılmamış bir şey yaparsanız başarılı olursunuz” diyor. Mesela, bir dans filmi yapılmadı, böyle bir filmin hayallerini kuruyorum. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa sinemasında da oynamayı hedefliyorum.

Dansçı dışında istediğin bir rol var mı?

Cesur, çılgın ve delidolu bir kızı oynamak isterim. Yeter ki, farklı bir senaryo gelsin. ‘Kayıp Şehir’ dizisinin başarılı olmasının nedeni farklı senaryosudur. Zehra’yı izleyen kızlar onda kendilerinden bir parça buluyorlar. Zehra’nın dizideki Kadir (Nik Xhelilaj)’e olan aşkı gerçek bir aşk…

Risk almayı seven Cansu’nun kamera önünde sınırları var mıdır?

Öncelikle, inanmadığım karakteri asla oynamam. Kötü kadın bile olsa o karakterin senaryoda sağlam bir duruşu olmalı. Oynamaya karar verirsem de cesurca oynarım. Önemli olan o rolün, o filmin insanlara vereceği mesajdır. Mesajı olan filmde oynarsam sınır tanımam.

Salma Hayek’e benzediğini söyleyen oldu mu?

Evet, Salma Hayek’e çok benzediğimi söylüyorlar.

Almanya’dan İstanbul’a geldiğin zaman uyum sorunu yaşadın mı?

İstanbul kent gibi değil, ülke gibi… Bir yanda yoksulluk, bir yanda zenginlik… Nişantaşı’nda yaşadığım için şanslıyım.

Herkes senin kadar şanslı değil İstanbul’da!

İstanbul’da çok zor şartlarda yaşayan insanlarımız var. Onları öyle görünce çok üzülüyorum. Çok çalışıyorlar ama karşılığını tam alamıyorlar. İstanbul, çalışan yoksulların kenti. Almanya’da böyle değil, şartlar insanlardan yana. Çok çocuğu olan ailelere devlet yardım ediyor.

Ne güzel, Türkiye’de “Üç çocuk yapın, beş çocuk yapın” diyorlar ama para veren, destek olan yok…

Bu ülkede hayvanlara da iyi davranmıyorlar. Hayvanlar petshoplarda sağlıksız koşullarda teşhir ediliyor. İstanbul’da sağlıklı hayvan barınakları yapılması için elimden geleni yapmak istiyorum. Huzurevlerinin durumu da çok acıklı. Geçen ay Antalya’da bir huzurevini ziyaret ettim, yaşlılar çok üzgündü. Huzurevi kapanacakmış ve yaşlılara son anda söylenmiş. Ben de onlarla birlikte üzüldüm. Huzurevlerine, hayvan barınaklarına sahip çıkmalıyız. Oyunculara bu konuda büyük sorumluluklar düşüyor.

Cansu Tosun gibi Meryem Uzerli de, Fahriye Evcen de, Atiye de Almanya’dan geldi. Görüşüyor musunuz, buluşuyor musunuz?

Görüşemiyoruz hiç…

Ne ayıp!

(Gülüyor). Meryem Uzerli ile bir kez karşılaşmıştık. Atiye çok tatlı, onu çok seviyorum. Fahriye Evcen çok başarılı, Meryem Uzerli ise Hürrem rolünde muhteşem. Onlarla buluşmak, görüşmek isterim. Fırsat bulursam ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinin setine gitmeyi düşünüyorum.

Ailen hep Nurnberg’te mi kalacak, yoksa onlar da vatana dönmeyi düşünüyor mu?

Kardeşim Fırat’ın okulu bitince, onlar da Türkiye’ye dönme planları yapıyor artık.

İstanbul’u gezebiliyor musun, gönlünce yaşayabiliyor musun?

Sürekli çalıştığım için İstanbul’u tanımaya zamanım olmadı ama o zaman da gelecek elbet. İstanbul beni heyecanlandırıyor, müthiş enerjisi var. İstanbul’a aşık oldum.

İstanbul dışında aşkın yok mu?

(Gülüyor) Ne yazık ki hayatımda aşk yok. Kısmet işte…

Zehra dizide aşkı yaşıyor… Aşkı yaşamayan Cansu, ona aşkı nasıl yaşatabiliyor?

Oyunculuğun sihri de burada gizli işte. Bazen öldürmeden katil, yaşamadan aşık olabiliyorsun.

Aşık olursan, aşkı nasıl yaşarsın?

Aşkı çılgın gibi yaşamak isterim. Aşkta mantık yoktur çünkü.

Peşinde olan erkeklerin sayısı çoktur mutlaka…

(Gülüyor) Peşimde koşan çok erkek var ama aşk ısrar etmekle olmaz ki! Aşk bir gün benim de kapımı çalarsa onu asla geri çevirmem. Çünkü aşkın bir daha geleceği şüphelidir ve her zaman kapımızı çalmaz.

Annenle baban evlenmeni istiyor mu?

Henüz 24 yaşındayım. Daha gencim, evlilik konusunda acelem de yok.

Annenle baban görücü usulüyle mi evlenmişler?

Onlar aşk evliliği yapmışlar. Kayseri’nin Sarız ilçesinde bir düğünde tanışmışlar. Babam bahçede halay çekerken, annem pencereden onu izlemiş. Birbirlerine öyle aşık olmuşlar, filmlerdeki gibi… Sonra annem Almanya’ya dönmüş, yıllarca mektuplaşmışlar ve sonunda babam Nurnberg’e gelince de evlenmişler.

Ne güzel… Belki bir gün senin de halay çeken biri çıkar karşına…

(Gülüyor). Kimbilir, belki…

Son olarak formunu nasıl koruduğunu anlatır mısın?

Her sabah evden çıkmadan önce mutlaka yarım saat jimnastik yaparım. Ayrıca yürüyüş yapmayı da severim. Her gün Nişantaşı’ndan dizinin Taksim’deki setine kadar yürüyorum. Ayrıca hamur işlerinden uzak dururum.

Cansu Tosun’a SÖZCÜ okurları adına teşekkür ediyorum ve İstanbul’la yaşadığı aşkın ona hep mutluluk vermesini diliyorum.

 


Etiketler: , ,


Sözcü'yü Takip Et
Sözcü Facebook
Sözcü Twitter
Sözcü Twitter

Kısmetim tarihten açıldı

Gürbey İleri, Şehzade Mehmet'ti, Yasak dizisinde Nabi oldu.

Kadına şiddet tavan yaptı

Sumru Yavrucuk, yankılar yaratan rolünü Sözcü Pazar'a anlattı.

Nuri Alço bu sektörde temiz kaldı

Türkiye’nin ilk oyunculuk ajansını kuran Tümay Özokur’la Koşuyolu’ndaki ajans binasında konuştuk.

Çiftler hemen çocuk yapmasın

Peri Masalı filminde başrolleri paylaşan Emre Kızılırmak ve Burcu Kıratlı ile Cihangir’de buluştuk.


Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Sözcü veya sozcu.com.tr sorumlu tutulamaz.