Hepimizin yakından tanıdığı bir isim Nebahat Çehre, 1959 Yılının Türkiye Güzeli. Bir efsane gibi.Yıllar geçtikçe güzelleşiyor.Türk sinemasına kazandırdığı 115’den fazla filmi bir yana hanımefendiliği ve sıcaklığı ile Türk halkının gönlünde ayrıcalıklı bir yere sahip. Kandilli'deki dizi setinde ziyaret ettiğimiz Nebahat Çehre, Almanya'ya kaçarak ülke gündemine oturan set arkadaşı Meryem Uzerli hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Yılların eskitemediği güzel oyuncuyla pişmanlıkları, aşkları ve diziler hakkında konuştum....Muhteşem Yüzyıl'dan sonra sizi A.Ş.K adlı dizide izliyoruz. Dizinin seyrinden memnun musunuz?
Memnunum. Hikayesi, konusu güzel iyi de gidiyor. Ama bu sektörde bu sene bütün dizilerde bir zayıflık var. Bakıyorum sosyal içerikli diziler izlenmiyor. Zenginlik, entirika, aşk'a yönlenmiş durumdayız. Diziler aşağı yukarı bir biri ile çakışmaya başladı. İnsanların yaşamından çok şey alıp görütüyor, çok çabuk tüketiyor. En iyi şekilde nasıl çıkarırız diye bütün ekip el birliği ,omuz omuza vermış gidiyoruz.
Her zaman çok şık ve bakımlısınız... Bunun sırrı nedir?
iltifatları alıyorum teşekkür ederek ama ben kendimi öyle görmüyorum. Bana göre ben yaşımın iyi yaşıyanıyım . İyi yaşamakla kastım iyi bakmak herşeye güzel görmek iyi dostlara sahip olmak. Yoksa krem sürmekle bir şey olmuyor. Bakımlı kadın olmak çok önemli ama ben hayatım boyunca cilt bakımı yaptırmadım.
İŞTE O AÇIKLAMALAR -VİDEO

BU GENÇLİK BU CUMHURİYETİ KORUYACAK
Başbakan yaptığımız heykellerden çektiğimiz dizilere her şeye bir yorumda bulunuyor. Sanatçı bu şekilde özgür olamaz dediniz. Son günlerde türkiyenin yaşadıkları için neler
Evet sanatçı özgür olmalı. Dünyada sanatı olmayan hiç bir ülke gelişmemiştir tabiiki. Ben cumhuriyet çocuğuyum Atatürk çocuğuyum hiç bir zaman ülkemde bu cumhuriyeti kaybetmek istemiyorum. Herkes özgür olmalı o özgürlüğün sınırına da bir çizgi çekilip kimse girmemeli.Kısıtlama insanı daima başka bir şeye götürür. Herkes dilediği gibi özgürce yaşamalı bu özgürlüğe dil uzatmamak lazım, bu kadar mani olup el atmamak lazım. Bugünün gençleri bana teknolojinin kurbanı gibi geliyordu. İyi bir gençlik yetişmiyor kime bırakacağız bu cumhuriyeti diye derdim. Fakat gezi parkında, çok onur duydum gençlerimizle. Dünyaya çok güzel tanıttılar. Meğerse bizlerden çok daha güzel çalışıyormuş beyinleri bize çok şey öğrettiler ben yüreğimle hep onların arkasındayım inşallah bu gençlık bu cumhuriyetini koruyacak.

İNSANLAR KORKUYOR
Gezi üzerinden epey zaman geçti ama hala yankıları sürüyor. Destek olan bir çok sanatçı pişman olup geri adım attı. Siz de buna benzer bir pişmanlık var mı?
Aslında bir başkası hakkında konuşmamak lazım. Ama eğer ki destekli gözüküpte desteksiz olurlarsa onlara nedenir acaba ? Nasıl adlandırılır. Ben bu konu hakkında bu kadar da bitirim. Bence buna destek verirsem elimden gideceğini artık bırakmak lazım. Ya bu işi yaparız. Ya da destek olmayız. Ya kafamızla, yüregimizle, herşeyimizle oradayız ya da değiliz. Aslında insanlarda bir korku var işimden olucam diye. Ben Koçların bankasına gittim verdikleri yürekli destek için. Aslında onu da beklemiyordum oda beni çok şaşırttı. Keyif aldım. Çok zevk aldım ve dedim ki ben bu banka ile çalışıcam. Bazı şeylerde omuz omuza destek olmalıyız birbirimize. Bu ülkenin çok ihtiyacı var.
Son zamanlarda Yılmaz Güney sineması ve oyunculuğu yeniden gündemde. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Yılmaz Güney, bugün de, yarın da öbür günde hep yaşayacak. Çünkü Yılmaz Güney çok önemli bir sinemacıydı, çok iyi bir senaristti, iyi bir oyuncuydu, iyi bir yönetmendi. Aynı zaman da kitaplarıda var. Yılmaz Güney türk seyircisini çok iyi tanıyordu. Onların nabzını çok güzel tutuyordu ne anlatmak istediğini gayet güzel ifade edebiliyordu. Türk sinemasında güzel adam güzel kadın imajını yıktı. Ön plana oyunculuk yaydı. Onun için Yılmaz Güney her zaman yaşayacak.
YILMAZ'IN FİLMLERİ HARAP ETTİLER
Yılmaz Güney'in en iyi filmi sizce hangisidir?
Yol... İnanılmaz başarılı ve bizi anlatan bir filmdi. O zaman Paris'teydi. Benim o dönem ikinci evliğim vardı Yavuz Demir'le. Eşimde Paris'teydi. Film için kuyruğa girmişler. Yavuz'un ve Yılmaz'ın görüşleri yaşam tarzları çok farklı. Buna rağmen çok beğenerek, çok taktir ederek gelip bana anlattı filmi seyrettiği zaman Paris'te. Ben daha izlememiştim. Sonra kaçak izledim malesef. Tabii o dönem yasaktı siz de biliyorsunuz. Şuan birlikte yaptığımız filmler olsun Yılmaz Güney'in bir çok filmleri harap olmuş vaziyette. Böyle olmasına rağmen Yılmaz hep yaşayacak.
FATOŞ GÜNEY iLE KEŞKE DOST OLSAYDIK
Fatoş Güney sizinle ilgili bir takım açıklamalarda bulunmuştu onlar için neler söyleyeceksiniz ?
Aslında bilmiyorum ne düşünerek neden yaptığını. Keşke onunla dost olsaydık. Çünkü Fatoş hanım benden sonra evlendi Yılmaz Güney'le. Ben daha önce evlendim. Bu saygısızlığı neden yaptığını hala çözebilmiş değilim. Hayatından bir takım kadınlar gelip geçti diyor. Ben bir takım kadın değilim Yılmaz Güney'in eşiydim. Aslında çoğunlukla bir tavır koydum Yılmaz Güney'i konuşmak istemiyorum. Onun üzerinden prim yapan oyuncu haline soktu beni. Benim buna ihytiyacım yok. Ben yirmi yıl uzak kaldım ve bu süre içinde Yılmaz'la yaşadıklarımı bir kitapta anlatmam için çok sayıda teklif aldım. Üstelik bu teklifler, parasal sorunlarımın olduğu bir dönemde gelmesine rağmen, ben yaşanmışlıkların özel kalması gerektiğine inandığımdan bunları reddettim. Kocam olarak hiç söz etmedim ilk defa şuan da ben kocam lafımı kullanıyorum. Onun için Fatoş hanıma üzülüyorum.Neden bunları yapıyor bilmiyorum. Ama galiba Fatoş hanım bir dizi yapacakmış duyduğum kadarıyla. Acaba gündem mi o da..(Gülüyor)
Pişman mısınız müziği bıraktığınız için?
Pişmanlığım var. Çünkü ben büklüm büklümü hediye yapmıştım. Üç ay liste başı olmuştu. Çok teklif aldım ve hayır dedim.Nedense özgüvenim yoktu o konuda. Şimdi onun pişmanlığını duyuyorum. İki pişmanlığım oldu hayatta. Biri şarkıcılığı bırakmak öteki de Haldun Dormen'in Hisseli Harikalar Kumpanyası'nda oynamamakdı. Benim yerime Nevra Serezli oynadı çokta güzel oynadı. Keşke onu da oynasaydım çünkü Türkiye'de yapılan en güzel müzikaldi.

KIVANÇ GÜZEL ADAM KAVRAMINI YIKTI
Türk sinemasının yurt dışında daha çok ses getirmesi adına ne gibi şeyler yapmamız gerekiyor? Sizce oyuncular mı? Yönetmenler mi lazım?
Bence oyuncularada, yönetmenlerede. Fakat biz hiç bir şekilde sesimizi duyuramıyoruz. Bizler Avrupa'da, ABD'de kendimizi yanlış tanıtan insanlarız. Kendimizi tanıtamıyoruz. Türkiye'nin yapamadığı pek çok şeyi diziler yaptı. Yoksa yaptığımız diziler ABD'ye gitti. ABD bizden hikaye bekliyor. Onlara dizi yapamızı istiyorlar. Bizde çok iyi çok başarılı oyuncular var. Bir Kıvanç Tatlıtuğ güzel adamı yıktı. oyuncu adam oldu. Bu bir çalışma disiplini. Çalıştı o imajı yıktı. Çokta güzel yaptı. Nesi eksik ki ABD'li bir aktörden. Biliyormusunuz gazetede bir röportajda okudum, "Bruce Willis de sıkı bir Nebahat Çehre hayranı" diyordu bir Amerikalı oyuncu. Demek ki yakından takip ediliyoruz. Bence ileride çıkabilir. Neden olmasın.
MERYEM'İ İLK GÖRDÜĞÜMDE BUNU MU BEKLEDİK DEDİK
Can Ateş’le Meryem Uzerliyi siz mi tanıştırdınız? Bunun için pişmanlık duyuyormusunuz ?
Şimdi Meryem almanyadan geldi. Sıkılıyor.. Sette uzun çalışmaları var çok yorucu. Biz Meryem'i bu projede ilk gördüğümüzde bir senedir bunu mu bekledik dedik. Ama herkesi sildi süpürdü çok sempatik, çok başarılı, çok işinde titiz. Bana göre inanılmaz başarılı. Ben bayılıyordum onun oyunculuğuna. Çok iltifat ederdik bir birimize. Aslında bu iltifat değildi gerçekti. İnanılmaz güzel oynuyordu.. Ama zaman zaman sıkılıyordu ayda mutlaka üç, dört gün Almanya'ya gitme izni veriliyordu. Burada sıkıldığını çok iyi biliyordum. Biz de yemeklere çıkarmaya çalışıyorduk. Can Ateş'le müşterek arkadaşlarımız sayesinde yemek yemiştik ve oradan çok iyi tanıyorum. Basından takip ettiğim altı senelik bir ilişkisi vardı onun daha önce.
Yani sağlam bir ilişki sürdürebilirler diye düşündünüz...
(Gülüyoruz) Can Ateş nasıl birisi derseniz iş adamı, yemekte tanıştığımızda aklı başında konuşması dinlenebilecek ciddi bir adam gibi geldi. Bir kaç ay sonra yine aynı bir grup arkadaşlarım yemeğe çıkacağımızı söyledi. Ben de Meryemle o gün çalışıyorum sette. Dedim ki Meryem güzel bir grup arkadaşlarımız var. “Arkadaşlarımla yemeğe çıkıyoruz, seni de alayım mı yemeğe gelirmisin?” diye sordum. Sıkılmazsan, canın istiyorsa, musaitsen gel, ben seni götürüm dedim. “Gelirim” dedi. Birlikte gittik. O gün Can da oradaydı. Can da beğeniyormuş Merye'mi bunu sonra yemekte öğrendim. Zannediyorum ikisin de güzel bir elektiriklenme oldu. Hiçbir şey planlı değildi. Çünkü ben erken yatarım o yüzden 11:30'da kalktım yemekten. Dedim ki Meryem ben erken kalkmak istiyorum ama burdakiler yabancı değil istersen kalabilirsin istersen beraber kalkalım. Yok ben kalmak istiyorum nebuş dedi. O zaman tamam arkadaşlarımı sana bırakıyorum dedim ve ayrıldım mekandan. Sonra diğer arkadaşlarda kalkmışlar hatta onlar kalkarken biz kalacağız demişler. Demek ki ikisinin arasında güzel bir elektirik doğmuş. Onlar o yemekte tanışmış olsa da, onların hayatını takip etmedim ki... Bir sene ilişkileri oldu ben bunu bile basından duydum.
MERYEM ÖLÜMDEN DÖNMÜŞ
Meryem birazcık bunalımdaydı. Neden bunalımdaydı çünkü iş çok yoruyordu. Hatta bunu Antalya film festivalinde dile getirdiler biliyorum. Can'la konuştum dışarıya gittiğinde. Can dedim hakkaten kötü mü nesi var nasıl işi bıraktı gitti. "Nebahat çok kötü hatta şunu da söyleyebilirim o söyledi. Balkona çıktı kendini atacaktı. Farkında değil. O kadar bunalımdaydı. İzin isteyip kendini toparlaması lazım iyi görmüyorum onu dedi". Benim Can'dan duyduğum Meryem hakkında bu kadar. Sonra bıraktı Almanya'ya gitti. Benim tanıştırma faslım bu. Herkes bir araya geldiğinde o seni beğendi bu seni beğendi hadı gel tanıştırayım lafı olmadı. Olabilirdi de. Onların ilişkisi böyle oldu.
Meryem Uzerli’nin hamileliği üzerine “Çocuk istemeyen adam zorla baba yapılmaz. Bence Meryem yanlış yolda” dediğiniz iddia edildi... Sizin ağzınızdan birebir dinleyelim.
Bana Meryem'in hamile olduğu, Can'ın bıraktığı, istemediği söylendi. Benim daha önceki röportajlarım var bana hep sormuşlardı neden çocuk yapmadın olmadı mı istemedin mi diye. Hayır oldu. Ben babamı ufak yaşta kaybettim ve çocuğun anneli, babalı mutlu bir ailede büyümesi taraftarıyım. İki evliliğimde de sonradan pürüzler çıkınca, çocuk yapmak istemedim. Ama ben çok küçük yaşta babamı kaybettiğim için. Belki bir baba özlemini ben yaşamış biri olarak. Ben onun için yapmadım dedim ayrılmaya karar vermiştim. Yürütüp yürütemeyeceğimi o yüzden zaman aldı benim karar vermem. Ve hakkikatende memnunum yapmadığıma. Kendimi anlattım. Sonra bu konu onlara döndü. Onun özgürlüğüne neden karışayım, ne hakkım böyle bir şeye söylemeye. Onların kararı ben bunun için fikir yürütemem.
CAN TELEFONUMA ÇIKMADI
Can bey'le konuştunuz mu?
Aradım... Bir kere.. Beni olaylara soktukları için. Açmadı.. Sonra da dönmedi. Sanırım daha sonra da telefonunu değiştirdi. Müşterek arkadaşlarımızdan duyduğum kadarıyla.
MERYEMLE EN SON BAYRAMDA KONUŞTUM
Meryem hanım hamileliğini sizinle paylaşmadı mı ? Aranız çok iyidi..
Evet çok iyidi. Hiç söylemedi inanın çok samimi söylüyorum. Ben de basından öğrendim hamile olduğunu. Zannediyorum setteki arkadaşlarda basından öğrendi. Meryem beni en son aradığında Bayramdı. Bizde basından duyduk şaşırdık hatta hamile olsaydı da dizisini devam ettirseydi dedik.
Peki son olarak neler söylemek istersiniz ?
Mesleğim hakkında söylemek istiyorum.Çalışma saatlerinden herkes şikâyetçi.Çalışmalarımızı biraz 50 dakika'ya düşürsünler. Özellikle set arkası kamera arkasıdakiler çok yoruluyor. Herşeyin çok iyi gitmesini istiyorum ülkemde. Bütün temennim ülkemde cumhuriyetin var olması.