DOLAR/TL
2,1062 % -0,54
EURO/TL
2,8379 % -0,90
ALTIN ONS $
1.305,90 % -0,51
EURO/USD
1,3471 % -0,37
BIST 100
82.530,56 % 0,32
FAİZ
8,22 -0,02
BRENT PETROL $
107,60 % -0,07

Türkiye'nin bağımsız haber sitesi!

Emin Çölaşan’a mektuplar

Kasım 12, 2012 |

Sayın Çölaşan,

Türkiye de yapılan rezilliklerin açığa çıkmasında ve kamuoyunu bilgilendirmenizi kutluyorum. Size bahsedeceğim konu Zübeyde Hanım Doğumevi’nde ( Gülhane Hastahanesi Karşısı ) yapılan kanser hastanesi tehlikeli bir şekilde çatlamış olup, bu çatlaklar ve çökmeler devam etmektedir. Ben mimar olarak yapılan hastaneyi gördüm. Hastanenin bir kısmı kapatılmış olup diğer kısmında hasta kabulü yapılmaktadır. Duvarlar çatlak, döşemeler çökmüştür. En önemlisi de duyumlarıma göre yapan firmanın sahibinin AKP Milletvekili olmasıdır. Firma hakkında bu güne kadar hiçbir işlem yapılmamış. Haberi araştırıp halk ile paylaşırsanız sevinirim. Teşekkürler

Ergenekon Davası’nda gizli sanıklardan biri “Şemdin Sakık” mış!..
Ordu mensupları,emekli askerler,bilim insanları, gazeteciler ve milletvekilleri PKK’lı bir teröristin tanıklığında yargılanıyor!
Ne oluyoruz!? Neresi burası, neredeyiz, yaşıyor muyuz öldük mü? Kimin ülkesindeyiz?
Terör örgütü üyeleri tanık, yargılananlar “vatan evlatları”!..
Dünya’da başka örneği yoktur ki, bir ülke,gazetecisini milletvekilini, askerini,bilim insanını, parti liderini bölücü teröristlerin tanıklığı ile yargılasın.
Burası Türkiye olamaz!
Pes artık.Yuh olsun,yazıklar olsun,lanet olsun…
Daha bu da yetmez, sadece izlenir ve üstünde “ölü toprağı” var gibi davranılırsa, bu ülkede yaşayanların ‘milliyetinden’ ve insanlığından şüphe duymak değil, “yaratık” olduklarını tescil etmek gerekir.

BU MİLLET (UYUMAYA ALIŞTIRILMIŞ MİLLET) TERÖRLE MÜCADELEYE CANINI BAŞINI ADAYARAK KATILMIŞ OLAN KAHRAMANLARIN ;
ÇEŞİTLİ İSNATLARLA YARGILANMALARINDA;
GİZLİ TANIK OLARAK GÖREVLENDİRİLMİŞ OLANLARIN
ASLINDA VATAN MİLLET,BAYRAK,ASKER,CUMHURİYET VE TÜRKLÜK DÜŞMANLARINDAN OLUŞTUĞUNU İNŞALLAH ANLAYACAKTIR.
BU GÜNE KADAR ANLAMAYANLARA DA YUH!  YUH! YUH!

Sn ÇÖLAŞAN

Yurdumun kaleleri bir bir yıkılıyor, yurdumun şehit kanları ile sulanmış toprakları santim santim satılıyor…. Bu memleket yeniden kurtuluş savası verilerek bunların elinden kurtarılacak hiç kuşkum yok…..!

Selamlar

KÖY ENSTİTÜLÜ BİR BABANIN EVLADI
SN ÇÖLAŞAN

AŞKOLSUN YANİ.. DURUP DURURKEN  ADAMA NE LAFLAR SÖYLEDİNİZ.. GÜCENDİRDİNİZ..STEPNE, BASTON, KOLTUK DEĞNEYİ … ADAM UTANCINDAN NEREDEYSE GENEL KURULDA ÖZÜR DİLEYECEKTİ ANCAK BİRDEN TİTREDİ VE KENDİNE GELDİ DE BİR ANDA DEVLEŞTİ VE “BİZ HİÇ KİMSENİN STEPNESİ, BASTONU… DEĞİLİZ, DİYEREK GERÇEĞİ HAYKIRDI.SİZDEN İSTİRHAMIM, BİLMEM KAÇ DÖNEMDİR (GALİBA 15/16 YIL OLDU) GAYET GÜZEL ÇALIŞAN BU ADAMI BUNDAN SONRA GÜCENDİRMEYİN, RAHAT BIRAKIN.HANİ ÜÇ ARKADAŞTAN İKİSİ ANLAŞIR DA ÜÇÜNCÜYE ŞAKA YAPARLAR YA.. BU DA ÖYLE, AKP’Yİ KINIYORUM, DİYE DEMEÇ VERİP OYLAMADA AKP İLE BERABER EL KALDIRMAK DEVLETLU EFENDİMİZ İÇİN HERHALDE DEVLET ŞAKASI..

LUTFEN DOKUNMAYIN BU ASLANA.SAYGILARIMLA

Emin Bey, saygıdeğer bir insan bize dünyayı ve ülkemizi tanımada yardımcı oluyor gözümüzü açıyor bu bilgileri çocuklarına anne babalar veremiyor. İnanın, düşünün bir adam ülkeyi susturup baskı altına alıyor, sömürüyor. Bir insan var halkını bilgilendiriyor gözünü açıyor ki bilgilen, hakkını aramasını bil diyor. Bu iki insandan hangisi iyi insan? Benim için bilgilendiren aydınlatan bilgisiz yobazlar için iyi insan baskıcı sömüren dövdürten insanı iyi  diye seçiyorlar. Bu cehaleti yenebilmek için Emin Bey gibi güzel insanlara çok ihtiyacımız var. Emin Bey’e de, Sözcü’ye de ne kadar teşekkür etsek azdır, iyi ki varsın Emin Çölaşan

 Bir 10 Kasımda daha Büyük Atatürk’ü giderek artan saygıyla, gururla, özlemle anıyoruz. 20. Yüzyılda dünyaya damgasını vuran liderlerin başında gelen, düşünceleri ve eserleri hala milyonlarca insanı peşinden sürükleyen Atatürk, milli iradeye dayanan çağdaş, laik ve demokratik Türkiye’nin simgesi olmaya devam ediyor.

Yurt içinde O’nun laiklik ve özgürlük düşüncelerinden, yurt dışında da O’nun tam bağımsızlık ilkesinden rahatsız olanlar var. Ama onların Atatürk’ün yıpratma, etkisiz kılma çabalarının başarı şansı yoktur. “Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” diyen, Fransa’dan 11 yıl önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan bir lideri demokrasi karşıtı gibi göstermeye çalışanları ciddiye almak mümkün değildir. Eski Fransız Başbakanlarından Edouard Herriot’nın şu sözleri Atatürk’ün demokrat kişiliğinin dünyada da nasıl anlaşılıp takdir edildiğini gösteriyor: “Atatürk bir demokrasi şampiyonudur. Halkı için ve halkıyla beraber çalışmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun, Hilafetin ve Saltanatın kalıntıları üzerinde demokratik ve laik bir Cumhuriyet, bir düzen ve kalkınma rejimi yerleştirmiştir.”

Birinci Dünya Savaşındaki ve Kurtuluş Savaşındaki hasımlarından İngiltere’nin Başbakanı Llyod George onu bir dahi olarak nitelendirmiş, Yunanistan Başbakanı Venizelos da onu Nobel Barış ödülüne aday göstermiştir. Latin Ameika’dan Çin’e kadar dünyanın en büyük liderlerinden biri olarak tanınan Büyük Atatürk’ün ülkemizde bazılarınca haksız ve ölçüsüz biçimde eleştirilmesi hazin bir durumdur. Ama Türk milletinin ona büyük bir coşkuyla sahip çıkması ve Onun gösterdiği yolu vazgeçilmez bir hayat biçimi olarak benimsemesi Atatürk’ün gerçek değerinin Türk Milletinin ezici çoğunluğu tarafından anlaşıldığını gösteriyor. Ne mutlu Atatürkçülere ve onun eserlerine sahip çıkanlara.

Sevgiler, saygılar.

Onur Öymen

En son yapılan sınır ötesi harekâtta 14 PKK lı öldürüldü. Buraya kadar herşey güzel ama bu harekâtın bir vatandaşın ihbarı ile yapıldığını ifşa etmek nasıl bir gaflettir? Tamam bunu açıklamakla o bölgedeki vatandaşların her türlü baskıya rağmen PKK ya destek vermediğini hatta tamamen karşısında olduğunu açıklamış oluyorsunuz ama bir sürü örnekleri görüldü, devlet harekât tamamlandıktan sonra bölgede kalıp koruma ve kollama işlemini devam ettirmiyor, önümüz kış asker bölgeden çekilince PKK bu sefer  intikam amacı da eklenmiş olarak daha güçlü olarak bölgeye saldırıyor. Bu iş Şemdin Sakık’a gizli tanıklık yaptırmaya benzemez, kaldı ki cezaevinde her şey kontrol altındayken bile infaz örnekleri hafızalardan silinmiş değil,daha geçen gün Kandıra F tipinden firar olayı gündemi meşgul etmişken…Ben sade bir vatandaş olarak bu konuya dikkat ediyorsam, uzmanların da bu konuda söyleyecekleri olacaktır…

Gazetecilerin bile haber kaynaklarını ifşa etmemek gibi bir hassasiyetleri varken devletin bu konuda ciddi bir politikası olması gerekir, o bölgede vatandaşın ihbarını ballandıra ballandıra anlatmak yerine hedef saptırıcı beyanlarda bulunmak daha akla yakın hatta daha faydalı neticeler aldırır zannındayım…

Sayın Emin Çölaşan,

Köşe yazılarınızı ilgi ve takdirle takip ediyorum. Mektubumla değerli vaktinizi alıyorum ama Balyoz davasında 16 yıl ceza almış oğlum emekli albay Mehmet Yoleri’nin uğradığı haksızlık yüzünden acılar çeken 82 yaşında bir baba olarak, sizin de bu konudaki hassasiyetinizi bildiğim için yazmak istedim. Oğlum 1979 yılında başlayan meslek hayatında Ankara, Kıbrıs, Ağrı, Patnos, Tunceli, Sivas, Antakya Samandağ, İzmit’te görev yaptığı sıralarda, uzun yıllar dağlarda teröristlerin peşinde koşarken şehit olsaydı arkasında devlet erkanının gözyaşı dökeceği bir subay iken , katılmadığı bir seminerde, imzasının kendi el ürünü olmadığı savcıların hazırladığı iddianamede polis kriminal, Adli Tıp ve Tübitak raporlarıyla belgelenmişken 16 yıl hapis cezası aldı. Üstelik 2010 yılında emekli olmadan önce son 10 yılının önemli bir kısmını savaş psikozu nedeniyle psikiyatrik ilaçlar alarak, ayrıca diyabet ve hipertansiyon nedeniyle insulin vb ilaçlarla tedavi olarak, bazı dönemlerde de hastanede de yatarak ve raporlu şekilde geçirdi.

Askerlerimiz için hani sıkça söyleniyor ya ‘siz sıcak yataklarınızda yatarken onlar dağlarda görev başında ‘ işte böyle terörden dolayı dağlarda çatışmaların içinde emrindeki askerlerinin şehit olmalarına tanık olarak endişe ve üzüntü içinde, sağlıksız koşullarda yaşayarak sağlığını kaybetti. Ama o Silivri’ye giderken bile ‘baba nasıl olsa suçsuz olduğum ortaya çıkacak, vatan sağolsun’ dedi ve teslim oldu. Ben de asker emeklisiyim, vatan için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olarak yetiştirildik ancak artık ne yazık ‘vatan sağolsun’ diyemiyorum. Haksızlık sadece mahkemede olmadı, oğlumun psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle mahkemece sevkedildiği Adli Tıp’ta yaptığı görüşmeler mahkemeden önce “Star” gazetesine sızdırılarak yayınlandı ve halen de internette “kontrgerilla” adlı sitede star gazetesinden alıntı şeklinde bulunmaktadır. Benim diğer oğlum tıp profesörü ve bunun hem tıp etiği açısından yanlış olduğunu hem de kanunen suç olduğunu söyledi. Hiçbir kanunsuz olay içine girmemiş, haram yememiş, ülkesi için canını feda etmeye hazır oğlumun terörist ilan edilmesi karşısında emeğini vatana helal etmiyorum ve yolsuzluk yapsa, terör olaylarına karışsa şimdi dışarıda olurdu diye düşünüyorum.

Size oğlumun mahkemedeki savunmasını da diğer oğlumun mail adresinden gönderiyorum. Hassasiyet gösterip, köşenizden sesimi duyurursanız çok memnun olacağım.

Saygılarımla,

Şeref Yoleri

Emin Bey, saygılar sevgiler. Ben sosyal bilgiler öğretmeniyim. Yazılarınız takip eden ulusalcı, jakoben, vesayetçi, kemalist -muhafazakar islamcı liberal kesimin tanımladığı- bütün yaftalara sahip bir öğretmenim. Kimliğimin saklı kalması işimin devamı açısından önemlidir hak verirsiniz ki. 29 ekim gibi 10 Kasımında engellenmesinin bir örneğini size ekte gönderiyorum. Bunu gazetemiz sözcü haber yaparsa ve ya siz bu konuda yazı yazarsanız çok memnun olacağım. Atamızı anacağımız ve bunu çocuklarımıza hatırlatacağımız bu güzel günde İstanbul Şirinevlerde Fatih dersanesi sanki başka gün ve saat kalmamış gibi! deneme sınavı düzenliyor. Bunun saati de 10 Kasım Saat: 09.00 dur. Burada ki kasıtı görebiliyorsunuzdur umarım. Sözün bittiği yer değil! Okulda ağzımı açıp gözmü yumdum bunu dağıtan ve ön ayak olanlar hakkında öğrencilere ve meslektaşlarıma karşı.

Sayın Emin Çölaşan Bey merhaba,

Öncelikle sizin ve gazetenizin tüm yazarlarının yazılarınızı beğenerek okuyoruz.

Duyarlı ve ilkeli, arslan gibi korkmadan erkekçe ve insanca yazdığınız içimizdekilere tercüman olduğunuz için size minnetlerimi sunuyorum..

Şimdi size Eminönü – Tahtakale`deki RIZAPAŞA Han 3′üncü katındaki camide babamın başına gelen kısa bir olay anlatacağım.

Bugün babam Cuma namazı için bir arkadaşının ricasıyla malum camiye gider.

Önce 4 rekat sünnet kılınır sonra hoca hutbeye çıkar hutbe verir en son olarak da şu kelimeleri söyler ve babam bunun üzerine hemen çıkar başka camiye geçer koşarak farza yetişmek için.

( 3 eksik 5 fazla olabilir babamın sinirden hatırladığı kadarını aktardığı için)

Altı çizili olarak.

Güncel bir konuya değineceğim “Yarın KEMAL diye birine saygı duruşu yapacaklar, anacaklar. Sokaklarda dikilecekler Ülkemizden Hilafeti kaldırmış, şeriati kaldırmış Cumhuriyeti getiren birine saygı duruşu yapacaklar. Boş boş bekleyecekler vs..”

Daha çok şeyler söylemiş söylenmiş ancak babam sinirlendiğinden hemen soylenerek kalkıp terketmiş.

Böyle şerefsizler! “Öyle şerefsizlerden” yüz buldukları için bu konuşmaları yapıyor işte.

Demezler mi insana lan şerefsiz: senin üke dediğin toprakları Ülke yapan kimdir. Babanızın malı gibi at koşturduğunuz yediğiniz yuttuğunuz, hortumladığınız bu toprakları kim kurdu.

Ermeni veya rum veya hristiyan toprakları omayacak mıydı buralar. O zaman ne yapacaktınız.

Çok ağrıma gitti Emin bey size yazmak istedim.. Böyle böyle insanları dolduruyorlar, sonumuz şeriat sonumuz sıkıntılı. Allah yardımcımız olsun.

Sürç – ü lisan ettiysem şimdiden affola..

Saygılar

 
Avrupa Konseyinin son raporlarında Türkiye de kişi başı tutuklu için yılda ortalama 4127 $ harcama yapılıyor. Buna karşılık 1 öğrenci için Türkiye de yapılan yıllık harcama ortalama 1500 $ (OECD ortalamasının 7 de 1′i!). Yani, Türkiye tutukluluk için yaptığı yatırımın 3 te birini öğrenci için yapmıyor. Saray gibi hapishanelerin açılma müjdelerine karşılık doğu ve anadoluda 40 öğrencili, öğretmensiz okullar var. Peki söyleyebilir misiniz Türkiye nin 2020 de dünyanın en iyi 10 ekonomisinden biri olması bu şartlarda mümkün müdür?

Raporlara internetten ulaşılabilir. Asıl ilginç olanı son Avrupa konseyi raporlarında Türkiye de 2007 sonrasında mahkum sayısında %100 e yakın artış olurken, ilk-orta öğrenci sayısında her yıl %5 azalma olmasıdır (son MEB Çalıştay bildirgesi). Peki bu şartlarda demokrasinin gelmesi mümkün müdür? Geleceğe yatırımdan çok mahkum etmeye yatırımdan demokrasi, bağımsız basın ve hukuk devleti çıkamaz!

Sağlam devrimlerin temelinde hep eğitim kalkınması hamlesi olmuşken, sömürülen devletlerin temelinde ise ucuz işçiliği arttıran sınırsız yabancı endüstri hamlesi olmuştur. Amerikan devrimi, Fransız devrimi, Sovyet devrimi, Avrupa endüstri devrimi, Türkiye cumhuriyeti devrimlerinin temelinde kurucularının eğitime önem vermesi görülür. Kendince devrim yaptığını söyleyen mevcut iktidarın devriminin! Arap devrimlerinden farkı nedir? Demokrasi gelmesi olamaz herhalde!

 Hem tutuklu insanca yaşayacak bir harcamaya tabi olmalı, hem de öğrenci insanca yaşayacak bir eğitime sahip olmalı. Sanırsam Türkiye bunu yapamıyor ve yapacak gibi de gözükmüor!

Saygılar,

Merhabalar Emin abi,

 Ben İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenciyim. Adım şu veya bu pek de önemli değil aslında. Milyonlarca öğrenciden biriyim, geleceğiyle ilgili kaygılanan, bulanık, belirsiz yarınlar(ım)la ilgili soru işaretlerine sahip olan. Okulum ağır, bölümüm de. Bu sene Haziran ayında umarım mezun olacağım. Öğretmen bir aileden, Atatürk’ün çağdaş ve onurlu savaşına şahit olmuş ve tarihinden haberdar olan bir sülaleden geliyorum. Ailem çalıştı, toplumumuza hizmet edecek, sorumluluk sahibi, fikri hür vicdanı hür bireyler yetiştirmeye çalıştı. Taviz vermedi, ödün vermedi. Babam 59, annem ise 52 yaşında. Her ikisi de uzun yıllar önce emekli oldular fakat bu yıllar boyu emeklerine karşı ben ve abime daha güzel bir gelecek hazırlamak için hala ek iş yapıyorlar, yetmiyor bazen 3. iş bile. Yani kısacası, yorulan bedenlerine karşı hala çalışan beyinleriyle hizmet vermeye çalışıyorlar, belki de rahat bir nefes almadan, emeklilik yaşayamadan, verdiklerinin karşılığını alamadan gidecekler, tıpkı dedem gibi ve birçoklarının dedeleri gibi. Peki ben Haziran ayında mezun olduktan sonra bu örnekler karşısında nasıl bir gelecek hayal ediyorum?! Hayal bile edemiyorum ki, hayallerimizi çaldılar, ümitlerimizi, yarınlarımızı…

 İlkokulu bitirdim, ortaokul, lise. Çalıştım, üniversiteyi kazandım, üniversitedeyken çalıştım, yurt dışına gittim burslu olarak, arkamda maddi destek sağlayacak kuvvetli bir güc yoktu ama yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım ve yurt dışıyla ilgili hiç hayaller kurmadım, hep ülkeme hizmet etmek istedim. Ben ve benim gibi öğrencilerin ismi, bir Türk ismi, tıpkı Atatürk gibi yabancı basında yer alsın, başarabileceğimizi gösterelim istedim. Peki bunu hangi tabloya bakarak şu anda hayal edebilmek mümkün? Ben söyleyeyim pek mümkün değil.

 Düşündüklerimden, inandıklarımdan ne olursa olsun vazgeçmedim ve sizi temin etmek isterim ki maddiyat benim için hep son basamakta yer aldı. Birçok hayalimi bu nedenle gerçekleştirememe rağmen. Şimdi bunları niye size anlatıyorum. Ülkenin durumu ortada, başbakan padişah gibi oturmuş tahtına oraya buraya emirler savuruyor, 23 yaşında bir öğrenci olarak ağzıma almaya utanacağım lafları, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir birey olarak sarf etmekten çekinmiyor ve BİZ bir iki bağırıyor, çağırıyor sonra yerimize çekiliyor, her gün yeni bir skandalla neye hayret edeceğimizi, neyle savaşacağımızı şaşırarak kendimizle kalıyoruz yine… ONLAR ise, bütün bunlara şapka çıkarıyor, çirkinliğin, bu akıl almazlığın karşısında kendilerini savunmaya devam ediyorlar ve biz uyutuluyoruz!!!

 Tekrar konudan saptım, özür dilerim. Mektubumun amacına tekrar dönüyorum. Bir öğrenciydim, Türkiye’nin sözde en iyi üniversitelerinden birinde, mezun oluyordum. Benim gibi bir sürü bu sene mezun olacak arkadaşlarım var. Peki okulda ne konuşuyoruz? Hiçbir şey… Koskoca bir hiç. İşe alınma telaşı, diğerlerinden daha iyi olabilmek için neler yapabiliriz? Hangisi daha iyi para veriyor?  Bundan bir sene önce ne konuşuyorduk peki? Şu sınav, bu sınav, stajı nerede yaptın, bundan bir sene önce: Dizi, film ve futbol.. Bundan bir sene önce gene benzer şeyler, peki ondan bir sene önce. ÖSS, milyonlarca test, test sınavı sonuçları… Nereye varmaya çalışıyorum. Aslında siz beni çok iyi anladınız. Bizden duyarlı olmamızı bekliyorsunuz? Nerede bu gençler diyorsunuz? Biz burdayız, hep burdaydık ve siz isterseniz HEP burada olacağız.  Ama kaygılarımız var. Daha 15 yaşından itibaren üzerimize yüklenenler bizi BENcil yaptı ve inanın okumuyoruz, ben otobüste, metroda, metrobüste gazete okuyan, kitap okuyan bir öğrenci topluluğu değil, kulağına müzik çalar takan ve uyuyan bir topluluk görüyorum. Biz yorulduk, bu genç yaşımıza rağmen yorulduk. Haklı mıyız? Haksız mıyız? Bilemiyorum.

 Sizden, bilinen ve göz önünde bir köşe yazarı olaraktan naçizane bir şey istiyorum. Okumaya davet edin bizi, bu oto sansürün her yeri sardığı ortamda gerçek okumayı öğretin, okuyup neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamayı. Daha çok panellere katılın, daha çok üniversiteleri ziyaret edin. Sizin gibi olan herkesi alın yanınıza tanıdık tanımadık, bu ortak mücadelede azınlık olsa da birlik olarak en azından. Anlatın, dinleyin, okutturun. Bilinçli olmamızı sağlayın ve köşenizden bunu dile getirin. Ben her gün okumaya devam edeceğim. Bu korkak toplumda, düşünce özgürlüğünün ayakların altına alındığı bu ortamda sizin gibilerin olduğunu bilmek belki yardımcı olacaktır.

 Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Atatürk’ün dediği gibi gelecek biziz, onu sürdürecek ve yükseltecek olan bizleriz, tabi ki sizlerin ışığında.

 Saygılarım ve sevgilerimle..

BEST Istanbul

Sayın Çölaşan merhabalar,

Ben Kocaeli’nin Körfez ilçesi Yarımca’da (Alavere dalaverelerden önce Yarımcı ilçeydi ve seçmen kitlesi sol ağırlıklıdır. Fakat Tütünçiftlik’le birleştirildi ve oldu size AKP’li bir belediye)
oturan yazılarını devamlı takip eden İzmirli bir vatandaşım.

Belediye hoparlörerinden dün akşamdan bu sabah kadar çok ilginç bur duyuru yapıldı. “Sayın Körfez halkı, çok kuvvetli fırtına ve yağmur beklenmektedir. Gerekli önlemlerin alınıp, gerekmedikçe dışarı çıkılmamasını önemle duyururuz”

Bu anonsu dün akşamdan bu sabaha kadar, en son saat 8.30 gibi eşimle birlikte duyduk.

Evet çok güzel ve insanı yürürken rahatlatan bir yağmur var. Ama fırtına, sel, boran Allah’a şükür olmadı. Kızımızı okula götürdük ve ATA’MIZI saygı, sevgi ve buruklukla andık. (Benim gördüğüm kadarıyla bir tek insan seli vardı.) İşin ilginci her ne hikmetse saat 09.05′ten sonra ilginç anonsu duymaz olduk :)

Herhalde tehlike geçmiş. Artık insanlar rahat rahat dışarı çıkabilir. Çünkü hakikaten liboşların zihniyetine göre tehlike şimdilik geçmişti.

Tayyip de artık dönebilir. Zira yarın Emine’nin koşusu var Avrasya Maratonu’nda, onu seyredek.

İşte Sayın Çölaşan, Atatürk’ümüzü küçük bir ilçede tüm komik yıldırmalara karşı böyle andık. Dışarıda çok güzel bereketli bir yağmur var. Ben de bu durumu AKP zihniyeti gibi yorumluyorum. “Ata’mızın ölüm yıldönümünde rahmet yağıyor” :)

Allah size ve kaleminize daha çok güç versin.

Saygı ve sevgilerimle.



Sözcü'yü Takip Et
Sözcü Facebook
Sözcü Twitter
Sözcü Twitter

İşte toplanan bağış miktarı

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek için toplanan bağış rakamı açıklandı.

Malumun ilanı: Dinleniyormuş!

Selam - Tevhid örgütü kapsamında soruşturulan 245 kişi ve 6 kurum hakkında verilen takipsizlik kararında Başbakan'ın, Filistin Devlet Başkanı, Filistin Başbakanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmelerin kayıt altına alındığı belirtildi.

Yılmazer gözaltında!

Evindeki aramalar sona eren KCK, Balyoz ve yolsuzluk soruşturmalarında görevli eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, gözaltına alınarak emniyete götürüldü.

Mirzabeyoğlu’na tahliye kararı!

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İBDA/C davasından hükümlü, kamuoyunda "Salih Mirzabeyoğlu" olarak tanınan Salih İzzet Erdiş'in yeniden yargılanmasına karar vererek, tahliye etti.


Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Sözcü veya sozcu.com.tr sorumlu tutulamaz.

  • amistad_amistad

    Emin bey size bir mail göndermiş ve bir şey sormuştum. Hani Sözcü gazetesi ile ilgili. Size zahmet olacak ama o yazı ile ilgili fikirlerinizi rica edebilirmiyim. Hani bir okur olarak yada birden fazla okur olarak bunu bilmek hakkımız diye düşünüyorum. Eğer lütfedip cevaplarsanız onurlandırısınız.

  • tursu

    Sayin Colasan bildigim kadariyla televizyonda program yapamiyor ne yazikki allahim onu korusun butun kotuluklerden ve kalemine guc versin …iyiki var ve  size katiliyorum keske televizyonda da program yapabilse

  • http://profile.yahoo.com/DQ4A524QJVROFMVW272JQC6NNA Nevzat

    E.Çölaşana yazılan mektuplar bence kelime sayısı ile sınırlandırılmalı, Ayrıca Emin beyden Vakıflar gn.md.lüğü bir talimatla 6-7 aydır g.menküllerini kiraya vermiyor. Vakıf zarara uğramakta. Sebep ne imiş merak ediyorum. Birilerine peşkeşmi çekilecek takip etmek lazım.

  • rasit

    PATLA VE TURSU ADLI ARKADASLARIN YORUMLARINA KATILIYORUM, KESKE EMiN ABi’Yi TEKRAR TELEViZYONDA GOREBiLSEK.  CUMARTESI GUNU UZUN BiR ARADAN SONRA HALK TV’YE BiR TELEFON BAGLANTISIYLA PROGRAMA KATILMISTI, UZUN ZAMANDAN SONRA NiHAYET EMiN ABi’NiN SESiNi DUYDUK.  O GUZELiM ANKARA RUZGARI ADLI PROGRAMINI HiC KACIRMAZDIM, HER PAZAR GUNUNU iPLE CEKERDiM EMiN ABi’NIN YORUMLARINI DiNLEMEK iCiN.  ARTIK ANKARA RUZGARI EKRANLARDA YOK, VE BENCE SiMDiKi YAYINLANAN TARTISMA PROGRAMLARININ NE TADI VAR NE DE TUZU.  EN ONEMLiSi, ZATEN TV PATRONLARININ HEPSi KORKAK.  HEP BiATCILARA PROGRAM YAPTIRIYORLAR, YA DA HUKUMET YALAKASI ZUBUKLERE.

  • eroglu35

    sevgili basın.çok sevgili gazeteci abilerim.hatta dahada sadeleştireyim kalemlerine , yüreklerine kurban olduğum SÖZCÜ yazarları.nolur , lütfen , acilen hatta daha geç olmadan tv kanalı kurun.yalvarırım yapın.evet gazete satışları güzel ama malesef yetmiyor.halkımız okumayı pek sevmez benden iyi bilirsiniz.izlemeli , görmeli kafasına sindirilmeli.nolur kurun bir tv kanalı yalvarırım.halk şuanda 3-5 tv kanalında ne görürse bildiği duyduğu , aldığı haber bununla sınırlı kalıyor.malesef sistemin uşağı olan kanalların yaptığı haberler malumunuz.nolur yalvarırım sizlere.kahır oluyorum kahır..UĞUR ABİ duy sesimizi!!!siz bu adımı atın arkanızdan gelmessek namertiz.biz ATATÜRK gençleri o kanalın gönüllü işçileri olarak çalışmaya hazırız.bu bir savaşsa ; ki evet savaş..ne olur açın sperleri bizler hazırız canımız pahasına bu gericilerle çarpışmaya.hani demişti ya dedelerimiz.YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!!!eğer bu saltanat yıkılacaksa tv sayesinde olacak.